Vız gelirdi dizinin kanaması, yüreğinin kanamasının yanında..

En sevdiğin oyuncağın bir gün kırıldığında, ya da ne bileyim bozulduğunda ne kadar üzüldün, ne kadar ağladın sen de küçücük bir çocukken bütün dünyayı kendinden ibaret sanan her çocuğunki gibi o engin yüreğinle değil mi? Ama bir süre sonra acısı geçti, unuttun bile belki de o en sevdiğin oyuncağı.. Çünkü kırılmıştı bir kere, çünkü bozulmuştu bir kere ve artık o en sevdiğin oyuncağın değildi, olamazdı da bundan sonra.. Onunla oynadığın zamanlar geride kalmıştı artık.. Kişisel tarihinde tebessümle hatırlamak istediğin bir sayfa.. Anlıyorsun değil mi?

***

Hadi gel Karadeniz’im, gel seninle yeşile ve maviye boyalı çocukluğuna doğru kısa bir yolculuk yapalım.. Her şeyin çok daha güzel olduğu, taş duvarlar arasında, bilgisayar başında değil de sokak ortasında çocuk olunan o unutulmaz güzel yıllara.. Hani yorulup susayınca Hatice teyzenin elinden kana kana buz gibi su içtiğin, oyun oynadığın yerden eve kadar gitmeye üşendiğin için hemen oracıkta evi olan Fadime ninenin üstü sana yağ ve reçelli ev ekmeğini ballandıra ballandıra yediğin o siyah-beyaz yıllara.. Arkadaşlarınla misket, saklambaç, sobe, birbirdir, uzun eşek, minyatür kale maç oynadığın o masum o saf yıllara..
Devamı >> Vız gelirdi dizinin kanaması, yüreğinin kanamasının yanında…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Ve aşk..

Ve bulutlar.. Kara kara.. Kapkara.. Simsiyah.. Göğü kaplamış.. Güneşe yer yok.. Yer yüzü karanlık.. Akşam sanki.. Ve yağmurlar.. Ve karlar.. Bitmeyen rüzgarlar.. Fırtınalar.. Kasırgalar.. Yangınlar sonra.. Bir afet ki yangınlar.. Kızgın.. Buz gibi.. Kor gibi.. Dondurucu.. Alev alev.. Elini yakar.. Yüreğini yakar.. Gönlünü yakar.. Seni yakar.. Beni yakar.. Dondurur da.. Ağustos sıcağında donarsın, ellerin buz.. Buza kesersin gönlün sarhoş.. Aşk sarhoşu yürekler ne hoş..

Ve yürek.. Sevmeyi bilen.. Sevildiğini bilen.. Kendine güvenen.. Korkmayan.. Korkuya aldırmayan.. Seven korkusuzca.. Seven fütursuzca.. Seven çılgınca.. Sevilmeyi beklemeden seven.. Sadece seven.. Hesapsız kitapsız.. Sonunu düşünmeden ama sonuna kadar da seven.. Kesintisiz.. Vazgeçmeden.. Ve aşk.. Kitap gibi.. Okunmayı bekleyen.. Sayfalarca.. Okudukça artan sayfaları.. Sayfalar dolusu aşk.. Kitaplar dolusu.. Ve aşk.. Bazen de tek bir dörtlük.. Tek bir mısra.. Tek bir satır..
Devamı >> Ve aşk…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Kırık bir bardak hikayesi..

fotoğraf: google amcamGözlerini kaçırdı sonra, gökyüzünde salınan pamuk yığınını andıran bulutlara doğru. Köpük beyazı bulutların seramonisine dikkat edebilecek halde değildi şu anda, sadece gözlerinin yönü bulutların asılı olduğu mavi gökyüzündeydi. Beyni ve kalbi ise çok daha başka yerlerde..

Ne diyeceğini, ne demesi gerektiğini kestiremiyordu, hatta bilmiyordu da. Sanki zaman durmuştu, sanki dünya durmuştu, sanki bütün evren nefesini tutmuş, bütün sesler kesilmişti, bütün gözler ona çevrilmişti ve onun ağzından çıkacak kelimeleri bekliyordu koca evren. Oysa o ne diyeceğini bile bilmiyordu. Düşünme yetisini, konuşma yetisini, şu anki duruma tepki yetisini bile kaybetmiş gibiydi. Gözleri bakıyor, ama görmüyordu.
Devamı >> Kırık bir bardak hikayesi…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?
Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.