Hayata karşı manifestomdur aşka dair..

Sen ne anlarsınki uzun ve sessiz gecelerin kıymetinden. Sen ne bilirsinki zümrüt koyusu karanlığın lezzetini. Yıldızları yorgan yapıp kendine, kaç gece sabahladın uykusuz gözler ve yanıbaşında bir tek gölgenle? Kaç kadeh devirdin, kaç şişenin dibini gördün puslu gecelerin şafağında? Ne yıldızlardan bir şey öğrenebilirsin sen, ne de gökyüzünü aydınlatan tertemiz aydan. Seni aşar bunlar, boyunu aşar, çapını aşar, yorma kendini; hadi sen sarıl süslü yalnızlığına aşk diye yeniden, hadi güldür beni yeni masallarla arkandan. Sen boşver dediklerimi, unut gitsin! En büyük sensin, en iyi sensin, sen harika, sen muhteşemsin!

Pekiiii.. Bütün dünya denizle kaplı olsa, her yer su olsa ne yazar, hangi denizde yunacak hangi sularda arınacaksın, benim temiz mavi sularım seni kabul etmez, uğraşma boşuna; ne ruhuna kazınmış adiliğinden ne de yüreğindeki pisliğinden arınamayacaksın sen bundan sonra!
Devamı >> Hayata karşı manifestomdur aşka dair…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Şimdi ben sen’im..

Şimdi ben yolunu kaybetmiş küçük bir çocuğun anne diye ağlayan yakarışıyım.
Şimdi ben kendini kanıtlama derdine düşmüş yeniyetme bir avukatın çıtkırıldım savunmasıyım.
Şimdi ben yağmur duasına çıkmış bir çiftçinin kurak geçen rüyasıyım.
Şimdi ben yüreğinin götürdüğü yere gitmiş, canını adadığı kara sevdasının peşine düşmüş yorgun ama yılmamış tek başına bir mecnunum.
Şimdi ben vakitsiz yağan kar, yağmursuz geçen bahar, mevsiminden önce açan çiçek, dalından koparılmış meyve, öksüz ve yetim kalmış küçük bir çocuğun duadaki minicik elleri, yalnız geçen bir gecenin sabahıyım..
Şimdi ben sen’im,
Şimdi sen ben’sin, ama sen bunu nereden bileceksin.
Devamı >> Şimdi ben sen’im…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Dudaklarımda sen varsın..

Seni sana anlatmak, seni gözlerime bırakmak, seni sensizlikte yaşamak, anlatacağım aşk öyküsüyle seni göğsümde uyutmak benimkisi! İyi bak buraya sevgili..

Sen, sana yazdığım bu satırları okuyorsun. Ben sigara içiyor, seni gözlüyorum. Gözlerimdesin. Hiç bu kadar sevmemiştim gözlerimi. Saçların parlıyor gözlerimde. Kamaştırıyor. Saçların mı dalgalanmış, yoksa saçlarımın dalgasına mı karışmış gül kokusu saçların?

Sözlerini bilmediğim, dilini öğrenemediğim ama benim de çok sevdiğim bir şarkıyı mırıldanıyor dudakların. Sesinin hüznü dolduruyor kulaklarımı. Oy yar. Can yar. Güzel yar. Dudaklarında bir ses, sesinde tek bir hece, çözemediğin bilmeceyim ben. Aşk’ım. Aşk!

Sen, sevdiğin insanlarla birliktesin. Eğleniyorsun. Neşen yerinde bir halin var, gülüyorsun. Yüzün gülüyor. Gözlerindeki hüznü gizleyemiyor ama gülüşlerin. Ben, ensendeyim. Kokun siniyor tenime. Fark etmiyorsun. Geçmiş tarihli komik bir anısını anlatıyor yanında arkadaşın. Dinliyorsun. Dinliyorum. Dokunsam ürkeceksin, seslensem korkacak. Parfümünü değiştirmişsin, ama senin kokun değişmemiş hiç!

Sokakta yürüyorsun. Ayaklarında kırmızı pabuçların, kolunda kırmızı bir çanta. Düşünceli bir halin var. Bakışların melankolik. Gözlerinin buğusunu ifade etmeye kelimeler yetersiz. Göz göze geliyoruz. Gözlerini yakalıyor gözlerim. Fark etmiyorsun beni. Öylesine dalgın ki adımların, öylesine başka bir dünyadaki gözbebeklerin; camdan bir levha olup kırılıyorum karşında. Paramparça. Darmadağın!

Sen, yemeğini yiyorsun. Akşamın turuncu kızıllığı vuruyor saçlarına. Çatal bir elinde, bıçak bir elinde. Bir orkestra şefi gibisin oval yemek masasının bir ucunda. Dışarıda akşam oluyor. Ve ben karanlığın çökmesine vakit kapına geliyorum. Duyamıyorum sesini. Sessizlikte geçen zaman bir asır gibi. Tek kelime etmiyorsun. Sadece televizyondan yayılan bir müzik sesi. O da kısık olabildiğine. Sessizlik yani. Bir sessizliğin, bir çatal bıçak sesleri, bir de kapının önünde delicesine atan kalbim!

Gökte dolunay. Soğuk. Sokağın köşesinde sokak lambalarından uzak bir duvar dibinde evsiz bir köpek, yavrularını emziriyor. Gözleri mutluluk ışıltısı. Bir karaltı süzülüyor sonra sokakta, elleri cebinde. Gölgesi yanıbaşında. Karışıyor karanlığına gecenin.

Gece. Kitaplarına gömülmüş, masa lambası ışığında çeviriyorsun sayfaları. Okuduğun kitapta bir kara sevdalı yürek var.Beynine kazınanınsa kitaplardaki kahramanlar değil ben olduğumu bilmiyorsun. Okuyorsun. Romanı. Beni!

Başın sol yanında, yastığı kavramış bir elin. Yorgan üzerinden sıyrılmış hafifçe. Geceliğin yetersiz vücudunu örtmede. Üşüyorsun. Üşüdüğünü hissetmiyorsun. Rüya görüyorsun. Beni görüyorsun. Her gece uyuduğunda yaptığın gibi. Beni görüyorsun. Sahilde oturduğumuz bankta güneşin doğuşunu seyrediyoruz birlikte. Denize yansımasını güneşin renklerinin. Suya karışmasını. Başını omzuma yaslamışsın, ellerin avucumun içinde. Dudaklarında ben varım. Dudaklarımda sen varsın! Yaşanan “an” içinde yalnızca biz varız!

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?
Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.