Bir sana, tek sana, yalnız sana, hep sana..

IMG_3179Sustum sana.. Susadım..

Kana kanayım varlığına doyumsuz..

Hayatın bütün perdelerini araladım..

Sensizlik kifayetsiz, yokluğun doğumsuz..

 

Yüreğim nicedir aşk yağmurunda sırılsıklam sevgilim, bedenim yanıyor kor ateşler kızgın alevler içinde ölesiye.. Yorgun gözlerimde hep eşsiz hayalin, teninin mis kokusu titreyen ellerimde.. Kalbim takılı hala o bayram gününde, o kutsal günde.. Bilmiyorsun, bu yolun sonu sana çıkıyor sevgilim, ne yaparsam yapayım, ne edersem edeyim, hangi yöne gidersem gideyim kaderime kazınmışsın, bir sana, tek sana, yalnız sana, hep sana..

 

İnfaz gününü bekleyen idam mahkumları gibiyim sevgilim.. Her gün bin bir umutla yeniden doğuyor, sonra her gün yeniden ölüyorum.. Yeni baştan ölüyorum.. Ta ki ertesi güne gözümü kapayıncaya kadar.. Ta ki ertesi sabaha yeniden uyanıncaya kadar.. Duvarlarımda çeteleler sensiz günlerin sayısını karıştırdığım.. Gönüllü tutsağınım sevgilim, ezelden ebede bir sevdayla, bir sana, tek sana, yalnız sana, hep sana..

 

İyileşsin diye hastane köşelerine terkedilmiş bir meczubum sevgilim, aşkının şarabında sarhoş olmuş.. Sarhoşluğum sinmiş üzerime, yalpalamam ondandır adını tesbih gibi her zikredişimde.. Bir seni görüyorum, bir seni biliyorum bu halimde.. Kimse sormuyor halin nicedir, bense her gün seninle doluyum aldığım her nefeste.. Deli gömleği diyorlar giydirdiklerine; doğrudur, benim deliliğim de divaneliğim de bir sana, tek sana, yalnız sana, hep sana..
Devamı >> Bir sana, tek sana, yalnız sana, hep sana…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Fanteziler, Tutkular, Saplantılar ve Cinayet

Teni çok sıcaktı ve titriyorduk her ikimizde.. İlk defa birlikte olmuyorduk ama burada her seferinde aynı heyecanı yaşıyorduk.. Evlerimiz boş olmadığında tek buluşma mekanımız burasıydı.. Uzun zamandan beri hiç kimse yaşamıyordu burada. Tek katlı, boyası dökülmüş, bazı pencereleri kırılmış, tabandaki döşemeleri ısınmak isteyenlerce yer yer sökülmüş, farelerce kemirilmiş, küf ve sidik kokan, ama her şeye rağmen yatak odasında hala duran gıcırdayan eski yatakla aşk yuvamızdı. Evdeki eşyalar hemen hemen tümüyle talan edilmişti. Kapısı kırıktı, sürgüleri koparılmıştı, gündüzleri çocuklar oyun oynar, bazı geceler sarhoşların konakladığı iddia edilirdi. Evimizin yakınındaki bu ıssız ve izbe, köhnemiş binanın soğuk duvarlarında iniltilerimiz birbirine karışıyordu. Mümkün olduğunca sessiz olmaya çalışsak da, yirmili yaşların verdiği genç ve diri bedenlerimiz bizi pek dinlemiyordu.

Gökte dolunay vardı. Ayışığında kusursuz tenini hayranlıkla seyrediyordum. Ellerim körpe ve karanlıkta bile parlayan bembeyaz vücudunda daireler çiziyor, dilim dudaklarının arasında yeni yerler keşfediyordu. Çırılçıplak bedenlerimiz birbirine yapışmış ama hala tek vücut olmamıştık. Dudaklarından boynuna, boynundan göğüslerine, göbeğine ve muhteşem aşk üçgenine kadar her santimetresini öpüp yalayıp emdikten sonra aynı istikamette yukarı çıkarak, her zaman yaptığım gibi bacaklarını ayırıp kaygan ve ıslak sıcaklığa karıştım.. Nefeslerimiz sıklaşmış, hareketlerim iyiden iyiye sertleşmişti.. Bir uyum içinde son noktaya ulaştığımızda, ikimiz de Ağustos sıcağının içimizdeki şehvet yangınıyla buluştuğu gecenin bu saatlerinde terden sırılsıklam bir vaziyetteydik.. Üzerinden kalkarken çenemdeki ve burnumdaki ter damlacıkları göğüslerine damlıyordu.. Ne olduysa tam o sırada oldu.. Karanlık odada, arkamda bir gölge hissetmemle, sevdiğim kadının çığlık atması aynı zamanlamadaydı.
Devamı >> Fanteziler, Tutkular, Saplantılar ve Cinayet…

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Bu Adam Sevdi Seni..

Varlığını varlığına eklemek, içindeki karanlık yanları aydınlığa kavuşturmak, birken iki olmak gibi.. Seni kendine, kendini sana katmak gibi, ikiden bir bütün yapmak gibi.. Bu adam sevdi seni. Beklentilere kapılmadan, geçmişe takılmadan, yarını sorgulamadan, hesap sormadan. Yalnız iyi gün için değil, kötü gününde de yanında olmak için sevdi.. Lakin.. Meğer sen sevginin kutsallığında yanmak nedir öğrenememişsin. Seni sevdi ama sevmeyi öğretemedi bu adam sana..

Bu adam sevdi seni. Aklına düştüğünde seninle olmak hayalini ete kemiğe büründürmekle geçirdi sensiz gecelerini. Kör kabuslarını hayra yordu, içinde sen dolu olan güzel düşlere boyadı. Attığı adımda, aldığı nefeste adını andı, dudağından değil sadece, yüreğinden tekrarladı seni. Gecenin üç otuzlarını da sana yazdı, sigara dumanındaki sarhoş geceleri de sana adadı. Kimin kalbine yakmıştı kınayı senden başka? Sevdi.. Ama sevmeyi öğretemedi bu adam sana..

Bu adam sevdi seni. Yağan yağmurda senin için ıslandı. Soğuktan titrerken elleri, buz tutmuşken bedeni, bir seni aradı yanında. Tenini istedi, kokunu istedi, seni istedi bu adam. Bilemedin. Göremedin.. Çünkü bilemezdi bu adam senin sevmeyi bilmediğini, sevmek diye bildiğin tek şeyin yalnızlığına yalnızlık eklemek olduğunu bilemezdi. Sevdi bu adam seni. Sen sevmeyi bilmesen de sevdi..

Ve gitti bu adam bir gün..
Gelişi gibi, hayatına girişi gibi sessizce.. Ellerini cebine soktu, başını önüne eğdi, diline bir şarkı kondurdu ve gitti usulca.. Kırmadan dökmeden.. Kırık kalbini de yanına alarak.. Dönmesini bekleme sakın şimdi. Hani sana hep söylediği gibi.. Gidişleri vardır onun yolunun sadece, dönüşü yoktur..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?
Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.