Acımadı ki..

1_Burak-Senbak-yetiskin-birinci-700x535Bahar geldimi tabiat canlanır, gökyüzü aydınlanır, insanlar yenilenir ya; şenlikler, festivaller başlar, güneş boy gösterir, soğuk, gri ve kasvetli günler yerini artık kuşların şen cıvıltılarına bırakır, günler uzar, havalar ısınır; beni de her bahar ayrı bir hüzün kaplar yine yeniden.. Çünkü ben sevdiklerimi hep baharda kaybettim, çünkü ben insanları hep baharda kaybettim, kayıp gittiler avuçlarımdan bir bir..

Küçüktüm.. Kısa pantolonlu, terli tişörtlü, ellerin toprak koktuğu, avuçların ve dizlerin kabuk bağlamış yaralarla dolu olduğu yıllar.. Ne yana dönsen soğuk betona teslim olmamış zamanlar.. Sokakların camdan cama balkondan balkona komşu muhabbetlerinin yaşandığı vakitler.. Şimdi söylerken bile sanki üzerinden yıllar değil de yüzyıllar geçmiş gibi gelen dönemler..

Kızlı erkekli geç vakitlere kadar sokakta oyunlar oynardık. Körebe, saklambaç, istop, birdirbir, ip atlama, sek sek, tek top, yakar top.. Öyle şimdiki gibi her yanda birer park yoktu ki, sokak oyun alanımızdı, sokak güvenli alanımızdı, komşu teyzeler komşu amcalar, abiler, ablalar gönüllü bekçilerimizdi, birimiz düşse hemen koşa koşa gelirlerdi başımıza birşeyimiz var mı diye.. Suyumuzu da, ekmeğimizi de paylaşırdık birbirimizle.. Hava kararınca annelerimiz balkonlara çıkar “hadi evladım ezan okundu akşam oldu eve gel yemek yiyeceğiz” derdi.. Hep de beş dakika daha anne yaa diye cevap verirdik.. O “beş dakika” hepimize bütün gün oynamaktan daha değerliydi..

Dedim ya küçüktüm.. Can dostum “arkadaş” ile geçerdi bütün vakitler.. Oyun oynayacaksak birlikte, oynamayacaksak birlikte, kavga edeceksek birlikte, güleceksek birlikte.. Birbirimize tekme tokat girişip, ertesi gün hiç bir şey olmamış gibi birbirimize morluklarımızı sorup kahkahalar atan da bizdik.. Birimize bir şey dendiğinde diğerimiz hemen karga tulumba girişirdik. Çocuk aklı.. Karşılıksız dostluktu belki de.. Su katılmamış saf dostluk.. “Birbirinize mi bağlısınız, biriniz oynamazsa öbürünüz de oynamıyor” diye dalga geçerdi sokakta çocuklar bizimle.. Aldırmazdık..
Devamı >> Acımadı ki…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Mavi Karadeniz iyi yolculuklar diler..

Masmavi bir gökyüzü.. Uçuşan kuşların cıvıl cıvıl sesleri.. Martılar, güvercinler, göçmen kuşları.. Güneş, bulutlar, yağmur ve sonra yine yeniden güneş.. Gökkuşağı.. Mavi, turuncu, kırmızı, yeşil, sarı.. Aklına hangi renk gelirse.. Uçsuz bucaksız gökyüzünde paha biçilmez bir madalya gibi asılı duran gökkuşağı.. Gün güzel.. Hayat güzel.. Aşk güzel.. Sevmek ve sevilmek güzel..

 

Şehirler arası bir yolcu otobüsündeyim.. Orta sıralar.. Sağ taraf cam kenarı.. Koltuğu hafif yaslamışım geriye.. Başka türlüsü olamazdı zaten.. Yolculuktan zevk almalı insan.. Seyredebilmeliyim yoldayken içinden geçtiğimiz ve ardımızda bıraktığımız şehirleri, yaşayan insanlarını ve yaşanılan binalarını.. Diğer yolculuklara benzemez otobüs yolculukları.. Başkadır.. Arkasına bakmadan terk edip giden sevgililer gibi hissederim kendimi şehirler arası yollarda.. Bir daha ne zaman gelirsin veya gelir misin geriye döner misin bilinmez.. Gidiş vardır o an için sadece aklında.. Bir de ölümü hatırlatır bana bu yollar.. Gidenleri.. Tek yön boyunca..

 

Yer yer yanından geçtiğimiz mezarlıkları da meraklı gözlerle izlerim ben bu uzun yolculuklarda.. Bir şekilde huzurlu ya da huzursuz, mutlu ya da mutsuz, zengin ya da fakir bir hayatı yaşamış ve yenilere yer açmak için zamanı geldiğinde her ne kadar her ölüm erkendir dense de yalan dünyadan gerçek dünyaya aslolana geçmiş, dünya değiştirmiş insanların istirahat mekanlarını.. Yanlarından usulca geçerken küçük bir duayı da esirgemeden onlardan..
Devamı >> Mavi Karadeniz iyi yolculuklar diler…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Kendini arıyorken olmaktan korktuğun yerdesin!

Gözümde esaretinden kurtulmuş yaşlar.. Dökülüyor yağmur damlaları gibi..

Yaralı bir kuşun minicik yüreğine, sahipsiz bir sokak kedisinin gecenin ayazında titreyişine, annesiz bir yavrunun sıcak bir kucak için yalvaran gözlerine, bir öykünün bir romanın içinde hani kendimizden bir şeyler bulduğumuz bir karakterin olmaması gerektiğine inandığımız ölümüne, kurulan düşlerin yerle yeksan olup gerçeğin tokadını acımasızca yemesine.. Mutlu olması için dua ettiklerinin yine mat olması yine tuş olması yine kaybetmesi hayata karşı.. Hayatın acımasızlığına karşı..

Gözyaşlarım besleyip büyüttü beni biliyor musun..

Hani bir gün bakarsın geriye ve ardında bıraktıklarını, kaybettiklerini görürsün ya.. Geçmişinde kalan o güzel günler, hatıralar, anılar, mekanlar ve insanlar.. Mutlaka insanlar.. İnsanı en çok yaralayan yine insandır.. Çünkü kaybettiğin her şeyin bir şekilde telafisi mümkündür de kaybettiğin insanı asla başkalarında bulamazsın.. Değil mi?

Alabora oldu işte küçük gemin, her yer toz duman, batıyor anlamsızca.. Batıyorsun..
Devamı >> Kendini arıyorken olmaktan korktuğun yerdesin!…

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?
Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.