Yakıyorsun ruhumu sevgilim adın aklımın odalarına her düştüğünde!

 

-Kadınım’a-

 

Aşk sokağındaki yaşantımın ilk ve son noktası, yolculuğumun tek durağı! Seni seviyorum.. Vazgeçilmezliğinin fırtınasında sürükleniyor kalbim maviden turuncuya gökkuşağının altında renklerimden renklerine sarhoş bir cümbüş içerisinde huşu ile! Yakıyorsun ruhumu sevgilim adın aklımın odalarına her düştüğünde! Suya değil yüreğe, herhangi birine değil ”en sevgili”ye yazılmış ölümsüz bir sevdanın ”sen” satırları bunlar sevdiğim.. Mutluluğumun satırları ki mutluluğun resmini çiz deselerdi bana, söylesene sevgilim mutluluk var mı bana senden başka!

 

Neredeymişsin bunca zaman ve dahi nasıl yasamıştım ben sevdiğim sensiz senelerimdeki kör karanlık cahiliyye devrimde..

 

Sensizdim sevgilim..

 

Asırlar süren çileli esaretindeydim hasretinin, o onulmaz kahredici sensizliğin.. Boşluklar labirentindeydim şişelerden kadehe.. Büyüyordu içimde boşluklar, kimselerce doldurulamayan, sadece sahibini arayan derin girdaplar yüklü boşluklar.. Prangalar vuruluyordu yüreğimde, zincirlerse kalbimin aşk dehlizlerinde.. Zindanlardan zindan beğen kendime! Dilim lal, gözlerim ama, yaşadığım sensiz bir hayat ki paramparça! Her gecenin ortasında sokakta ayazlar üç beş nöbetindeyken ben dört duvar arasında sarhoş şişelerin dibinde tek başınalığımın son demlerinde gölgesiz gecelerindeydim sefil ömrümün güneşsiz düşlerinde ve namazsız secdelerinde..

 

Bulutlar ağladı, üzerime döktü yaşlarını usulca hasretini çeken gözlerim gibi, kuzey rüzgarları sarıldı bedenime bir kez daha tüm çıplaklığımla sarmaladı beni sana susamış kanayan ellerim gibi.. Gökyüzü yağdı saçlarıma ışıl ışıl sayılarca sevgilim seni sayıklayan koyu mavisindeki lacivertlerde.. Islanmış hecelerle bölündü hayallerim ayrı ayrı yastığımın her bir köşesinde.. 
Devamı >> Yakıyorsun ruhumu sevgilim adın aklımın odalarına her düştüğünde!…

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Ve aşk..

Ve bulutlar.. Kara kara.. Kapkara.. Simsiyah.. Göğü kaplamış.. Güneşe yer yok.. Yer yüzü karanlık.. Akşam sanki.. Ve yağmurlar.. Ve karlar.. Bitmeyen rüzgarlar.. Fırtınalar.. Kasırgalar.. Yangınlar sonra.. Bir afet ki yangınlar.. Kızgın.. Buz gibi.. Kor gibi.. Dondurucu.. Alev alev.. Elini yakar.. Yüreğini yakar.. Gönlünü yakar.. Seni yakar.. Beni yakar.. Dondurur da.. Ağustos sıcağında donarsın, ellerin buz.. Buza kesersin gönlün sarhoş.. Aşk sarhoşu yürekler ne hoş..

Ve yürek.. Sevmeyi bilen.. Sevildiğini bilen.. Kendine güvenen.. Korkmayan.. Korkuya aldırmayan.. Seven korkusuzca.. Seven fütursuzca.. Seven çılgınca.. Sevilmeyi beklemeden seven.. Sadece seven.. Hesapsız kitapsız.. Sonunu düşünmeden ama sonuna kadar da seven.. Kesintisiz.. Vazgeçmeden.. Ve aşk.. Kitap gibi.. Okunmayı bekleyen.. Sayfalarca.. Okudukça artan sayfaları.. Sayfalar dolusu aşk.. Kitaplar dolusu.. Ve aşk.. Bazen de tek bir dörtlük.. Tek bir mısra.. Tek bir satır..
Devamı >> Ve aşk…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Ve aşkın en acımasız silahıydı özlemek!

(Öyle bir zaman ve öyle bir haldeydim ki.. Rüya mıydı yaşadıklarım, yoksa bir kabus muydu bu uyandığım?)

Kendimi arıyordum kendimce; başka başka tenlerde, terli, ıslak, isterik bedenlerde. O tenler ki her birinin ayrı bir hikayesi vardı benim için. Kimi zevk için, kimi aşk için; kimi pişmanlığım, kimi gözyaşım; kimi aldanışım, kimi sarhoşluğumdu.

Kanını içtiklerim, kanımı içenler, etini yediklerim, etimi yiyenler, sevdiklerim, sevildiğimi sandıklarım, sevemediklerim ve ben diye bildiğim bütün o sahipsiz kalmış bensizliklerde arıyordum kendimi. Elimde dünden kalmış eski bir siyah-beyaz fotoğraf, avucumda yağmurdan silinmiş adressiz yırtık bir adresle!

Anladım ki çıkmaz sokakların ortasındaydım. Ve çıkmaz sokaklarda kaybolmuştum bir başıma..Ne zaman, hangi tarihte, ne için ve daha önemlisi “kim için” çıkmıştım bu çıkmaz sokaklardaki yolculuğuma, onu bile unutmuştum!
Devamı >> Ve aşkın en acımasız silahıydı özlemek!…

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?
Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.