Bugün benim doğduğum gün..

images (1)Bugün 7 Mayıs.. Herhangi bir insan için herhangi bir gün.. Belki de yılın diğer 364 gününden hiç bir farkı olmayan sıradan bir 24 saat.. Kimi için ise farklı anlamlar yüklü bir tarih ayracı.. Kiminin evlenip yuva kurduğu, kiminin ileride hayatını birleştireceği insanla tanıştığı, kiminin artık aramızda olmadığı, kiminin terfi aldığı, kiminin bir iş kurduğu, bir iş sahibi olduğu, kiminin girdiği sınavdan istediği notu aldığı, kiminin çocuğunun doğduğu, kiminin ise kendi doğum günü.. Yani kiminin mutlu olduğu, kiminin ise üzüldüğü bir gün.. Örnekleri çoğaltmak gayet mümkün.. Bazılarımıza sıradan gelen bir tarih, bazılarımız için çok önemli değerler taşıyabiliyor..

 

Bugün 7 Mayıs.. Çocukluğumun Mayıs’larını hatırlıyorum da.. Hani her bi yanımızın yeşile boyalı olduğu yıllar! Hani şimdinin çocuklarının isimlerini bile bilmediği oyunlarla büyüdüğümüz yıllar! Hani çıkmaz sokaklarda yada asfaltı bile dökülmemiş yollarda akşamladığımız yıllar! Mayıs’ın en güzel Mayıs olduğu yıllar..

Bugün 7 Mayıs.. İlkbaharın en güzel mevsimidir benim için Mayıs ayı.. Ben ne yazın kavurucu sıcağını, ne de kışın o dondurucu soğuğunu severim.. Ben en çok ilkbaharın yeniden doğuşu simgeleyen, karların altından dirilişi simgeleyen hafif esintisini severim.. Çünkü ilkbahar her zaman yeni bir doğumdur.. Çünkü ilkbahar her zaman yeni bir diriliştir.. Üzerimizdeki bütün ağırlıkları silkeleyip atıp küllerimizden yeniden doğmanın vaktidir.. Çünkü ilkbahar güzel günlerin müjdeleyicisidir.. Kuşların cıvıl cıvıl olduğu, çiçeklerin tomurcuklandığı, güneşin yeniden merhaba dediği zamanlardır.. Çünkü ilkbahar gökkuşağıdır.. Ve ben de ne şanslıyım ki bir gökkuşağı çocuğuyum..
Devamı >> Bugün benim doğduğum gün…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Gece yine bedel ödetiyor dün olduğu gibi bugün de..

geceGün yine dolanıp gece olduğunda anlarsın ki yalnızlığından başka yere kaçışın yok! Bir kere daha ‘karanlık’, ezeli ve ebedi bir düşman misali birlik olur, yandaş olur sessiz odanı kaplayan ‘dört duvar’la; kahpe pusunun bu kalleş işbirlikçileri üstüne üstüne gelirler bir kara büyü gibi, nefesini kesesiye! Köşeye sıkışmış ya da kapana kısılmış bir farenin kocaman açılmış gözlerindeki korku dolu acizliğinde beklersin başına gelecekleri bitmeyesi bir kan ter boşalırken titrek suretinden.. Sonu geldi bu oyunun artık, diye düşünürsün safsızlıktan arındırılmış fikirler ele geçirirken aklının odalarını.. Sonun geldi bak işte sonunda, bu gölgesinde ölesiye boğulduğun dört duvar arasında..

 

Susmuşluğunu asaletine değil de haksızlığına yoran ikiyüzlü insancıkların göstermelik insanlıklarının aslında nazarında beş para etmediğini bilirsin dudağında eskiden kalma zor bulunan filtreli Bafra cigarasının acılığında.. Bir örümcek ağı perdelemiştir gözlerini ki gözlerinin önünde cereyan eden hakikatleri bile göremezler onlar.. Ondandır yaşadığın sayısız vurgunların adı konulmamış yalana boyalı yemlerinin soğuk tenlerindeki sadakatsizliğin bedava oluşu! Rengi atmış kötürüm bir bozukluktur ömrünü çalan değersiz vakit harcamaların bu ucuz senaryoları.. Uzaktan seyirten bir köpek uluması duyarsın sonra gecenin sokak lambaları altındaki uykusunun arasında..

 

Zamansız ve anlamsız intiharlar yaşanıyordur beyninin kıvrımlarında saçı sakala karışmış hesap kitaplarının ortasında damarlarından kan yerine kin ve nefret akanların derya denizinde.. Küçüklüğün, çocukluğun, gençliğin ve geçirdiğin onlarca sene heybene yüklediklerinin muhasebesi bir türlü bırakamadığın kötü alışkanlık sessiz çığlıklarında tırnaklarını kemirişinin 45′er dakikalık iki devreli ölüm-kalım maçında.. Kendini acımasızca sorgulayışının adalet terazisi gözyaşlarının kaynak noktasında.. Bakışlarınsa gözlerinin önünde ruhları satılmış insanların yüzlerindeki maskeleri kaldırdığında o maskelerin gerisindeki “hiç”liği yakalamış olmanın tarifsiz aldanışında..
Devamı >> Gece yine bedel ödetiyor dün olduğu gibi bugün de…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Pargalı Damat İbrahim Paşa (Makbul İbrahim Paşa, Maktul İbrahim Paşa)

Muhteşem Yüzyıl dizisiyle birlikte tarih üzerine ateşli tartışmalar birbiri ardına geldi. Tarihi kaynaklara sadık kalınmadığından Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan gibi tarihi kişiliklerin karakterlerinin insafsızca değiştirildiğine kadar tartışmaların yazılı ve görüntülü medya ile sanal alemde ardı arkası kesilmedi ve halen de dizi yayınlandıkça bu tartışmalar devam ediyor. Tabii ki sadece olumsuz yönden düşünmemeliyiz bu diziyle beraber hayatımıza katılanları.. Çünkü bu dizi belirtildiği üzere sadece tarihi olaylardan esinlenerek yazılmış bir senaryo üzerine kurulan bir dönem öyküsü.. Olayların tarihle birebir benzeşmesi veya örtüşmesi beklenmemeli.. Benzeri örnekleri de zaten yabancı TV kanallarında halen yayınlanmakta..

Muhteşem Yüzyıl dizisinin ülkemiz insanına kazandırdığı en önemli olgunun ise tarihe bakış açımızı genişletmesi ve çok daha geniş bir kesim üzerinde tarihe olan merakı arttırması diyebilirim.

Kanuni Sultan Süleyman döneminin en önemli kişiliklerinden birisi Pargalı Damat İbrahim Paşa’dır ve bu yazıda Muhteşem Yüzyıl dizisinde oyuncu Okan YALABIK’ın başarıyla canlandırdığı Damat İbrahim Paşa’nın gerçek hayat hikayesini okuyacaksınız..

***

Pargalı Damat İbrahim Paşa (Makbul İbrahim Paşa,Maktul İbrahim Paşa)

Pargalı Damat İbrahim Paşa (1493-15 Mart 1536) Kanuni Sultan Süleyman saltanatı döneminde 1523-1536 yılları arasında sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.

Bugün Yunanistan’da kalan Parga yakınlarındaki bir köyde doğdu. 6 yaşında İstanbul’a getirildi. Kanuni’nin şehzadeliği sırasında Manisa’da onun maiyetinde bulundu. Kanuni İbrahim Paşa’yla beraber yemek yer, yan yana konmuş yataklarda beraber yatar kalkardı.Kanuni padişah olduktan sonra onunla birlikte İstanbul’a geldi ve Osmanlı Devletinde çeşitli görevlerde bulundu.
Devamı >> Pargalı Damat İbrahim Paşa (Makbul İbrahim Paşa, Maktul İbrahim Paşa)…

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?
Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.