“O benim denizimdi, kocaman bir okyanustu”

Bu sahil kasabasına yeni taşınmıştım. Tayinim dolayısıyla yaşama şansı bulduğum bu balıkçı kasabasında beni bekleyen hayatı çok merak ediyordum. Yıllarca Anadolu’nun çeşitli yerlerinde ideallerimi  öğrencilerime aşılamış ve onları geleceğe özenle hazırlamış olmamın özgüveniyle bu küçük kasabada da beni zorlu ama güzel bir yol beklediğini biliyordum. Alışmam uzun zaman almayacaktı, buna emindim.

Dersten çıkıp, öğle yemeğimi yiyecek bir yer bulmak için sahil boyunca uzanan balıkçı lokantaları ve karaya bağlanmış balıkçı teknelerini dikkatlice izleyerek yürüyordum. Balıkçılardan kimi  teknelerindeki balıkları kasalara boşaltıyor, kimi de yeni bir ava çıkmak için son hazırlıklarını yapıyordu. Yorgun fakat oldukça neşeli balıkçılar, birbirlerine takılmayı samimi kahkahaları ihmal etmiyorlardı. Lokantalar, kahvehaneler, çay ocakları bir dizi halinde sıralanmışlardı uzun sahilde. Kiminin önünde balık tezgahları da vardı. Keskin balık kokusu bütün sahil şeridinde ağır bir şekilde kendini hissettiriyordu. Alışkındım bu kokuya. Küçüklüğümü geçirdiğim Karadeniz kasabasının da buradan pek farkı yoktu. Aynı tekneler, aynı balıkçılar, hatta aynı balıklar..
Devamı >> “O benim denizimdi, kocaman bir okyanustu”…

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Bu Adam Sevdi Seni..

Varlığını varlığına eklemek, içindeki karanlık yanları aydınlığa kavuşturmak, birken iki olmak gibi.. Seni kendine, kendini sana katmak gibi, ikiden bir bütün yapmak gibi.. Bu adam sevdi seni. Beklentilere kapılmadan, geçmişe takılmadan, yarını sorgulamadan, hesap sormadan. Yalnız iyi gün için değil, kötü gününde de yanında olmak için sevdi.. Lakin.. Meğer sen sevginin kutsallığında yanmak nedir öğrenememişsin. Seni sevdi ama sevmeyi öğretemedi bu adam sana..

Bu adam sevdi seni. Aklına düştüğünde seninle olmak hayalini ete kemiğe büründürmekle geçirdi sensiz gecelerini. Kör kabuslarını hayra yordu, içinde sen dolu olan güzel düşlere boyadı. Attığı adımda, aldığı nefeste adını andı, dudağından değil sadece, yüreğinden tekrarladı seni. Gecenin üç otuzlarını da sana yazdı, sigara dumanındaki sarhoş geceleri de sana adadı. Kimin kalbine yakmıştı kınayı senden başka? Sevdi.. Ama sevmeyi öğretemedi bu adam sana..

Bu adam sevdi seni. Yağan yağmurda senin için ıslandı. Soğuktan titrerken elleri, buz tutmuşken bedeni, bir seni aradı yanında. Tenini istedi, kokunu istedi, seni istedi bu adam. Bilemedin. Göremedin.. Çünkü bilemezdi bu adam senin sevmeyi bilmediğini, sevmek diye bildiğin tek şeyin yalnızlığına yalnızlık eklemek olduğunu bilemezdi. Sevdi bu adam seni. Sen sevmeyi bilmesen de sevdi..

Ve gitti bu adam bir gün..
Gelişi gibi, hayatına girişi gibi sessizce.. Ellerini cebine soktu, başını önüne eğdi, diline bir şarkı kondurdu ve gitti usulca.. Kırmadan dökmeden.. Kırık kalbini de yanına alarak.. Dönmesini bekleme sakın şimdi. Hani sana hep söylediği gibi.. Gidişleri vardır onun yolunun sadece, dönüşü yoktur..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Paylaşılan yalnızlık aşk değildir..

Sonu getirilmemiş ne kadar cümle varsa biriktirdim içimde hep. Sustum bir zaman. Baktım ki susmak kazandırmamış bana, ya da suskunluğum korkaklık addedilmiş başkalarının nazarında ve birikmiş içimde söylenmemiş sözler; şimdi sen beni dinle biraz da..

Yalnızlık tercih nedenidir, yalnızlığın nedenleri de vardır, kabul; ama bu tercihi hayat felsefen yapmışsın sen bütün ömrüne. Kendini en kalabalık hissettiğin anlarda bile yalnızlığa sarılmışsın sen yine. Yalnızlık işlemiş ruhuna senin, bedenini esir almış bütün katran karasıyla.. Bırakmışsın kendini, ya da bırakmak işine gelmiş yalnızlıkla mücadele edip benliğini yeniden kazanmak yerine. Savaşmamışsın bile hiç, kör karanlıkta gölgene kılıç sallamışsın sadece.

Tek başınalıkla yalnızlığı ayıran ince çizgiyi ayırdedememiş, yalnızlığını tek başınalığın zannemiş ama yalnızlıktan öteye geçememişsin.

Kendin çizmiş, kendin yazmış, kendin oynamışsın; yaşadığın, adına yaşamak dediğin bütün bu hayatı. Hatta bir sonraki bölümde neler olacağını bildiğin halde cesaret bile edememişsin değiştirmeye hiç bir şeyi. Kılını kıpırdatmamışsın.

Şimdi bana diyorsun ki, yalnızım.. Sen bu haldeyken, ben senin yalnızlığına bir kişilik daha yalnızlık eklerimbir tek; bugüne kadar olduğu gibi.. Oysa ben tek başınalığımı dolduracak bir kalp, bir yürek, bir beden aradım hep.. Sense yalnızlığına yalnızlık katmak, yalnızlığını paylaşmak. Kandırmışlar seni. Paylaşılan yalnızlık aşk değildir ki.. Olmadı işte bak!

Hep kendi doğrularınla ya da doğru bildiğin şeylere körü körüne inanarak, at gözlüklerini çıkarmadan yaşamak değildir gerçekten yaşamın farkına varmak, biraz olsun yaşamın tadını almak. Kitaplara, sözcüklere bağlanıp kalmamaktır. Kabuğundan sıyrılmak, yeni bir defter aralamak, en basitinden her gün yaptığın bir alışkanlığı değiştirmeyle başlamaktır. Saplantılarını bir kenara bırakmak, korkularından arınmak, bardağın her zaman boş tarafını değil de, dolu tarafını da görebilmektir bir gün olsun bir kez olsun. Ki sen olduğur gibi devam ettiğin müddetçe yasaklarına yeni yasaklar eklenecek gün geçtikçe, görmüyor musun?

Bırak polyannacılık oynamayı, bırak kendini hala aynalar ardına saklamayı. Bırak seni sen yaptığını zannettiğin ama aslında seni sen olmaktan alıkoyan değerlerini! Polyannacılık oynamak değil asıl mesele, marifet Polyanna olabilmekte.

Ben kimsenin yalnızlığı olmak istemiyorum, yalnızlığına sebep de olmak istemiyorum; çünkü yalnızlık sevgisizliktir esasında. Yüreğinde bir boşluk, bütünlüğün tek’ile inmesi, bir elmanın yarım kalması olabilirim, ya da bitmeyecek yarım kalmış bir aşk hikayesi. Çünkü ben de aşk’ı öyle görür, öyle bilir, öyle yaşarım.

İnsanlar çiğ süt emmiş varlıklar.. Şaraba su kattılar, rakının sahtesini yaptılar, aşık’la dalga geçip aşk’ı üç kuruşluk dünyada kahpece sattılar. Ve sen.. Benim karşıma geçip anlamını bilemeyeceğin öğrenemediğin ve öğrenemeyeceğin aşk sözcüklerini sıralama bana şimdi! Çünkü aşk senin semt pazarında alıp satabileceğin bir şey değil benim nazarımda. Kusura bakma.. Nokta!

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?
Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.