Osman Aysu ve Romanları..

Polisiye-gerilim roman türünde ülkemizde beğeni ve ilgi ile takip ettiğim, bütün eserlerini mümkün oldukça sırası ile okumaya çalıştığım iki önemli yazar var. Bunlardan biri Ahmet Ümit, diğeri ise Osman Aysu. Bu yazımın konusu da hayranları ve polisiye-gerilim okurları/meraklıları haricinde geniş kitlelerce çok fazla tanınmayan değerli yazar Osman Aysu’yu ve romancılığını bu türü sevipte henüz Osman Aysu romanlarının tadını keşfetmemiş olanlara elimden geldiğince anlatabilmek.

Üç asırdan beri İstanbul’da yaşayan bir ailenin mensubu olan 1936 doğumlu Osman Aysu, hukuk alanında yıllarca çalışmış bir isim olduğunu, bu alandaki birikimini ve yılların deneyimini kaleme aldığı eserlerinde açıkça belli ediyor. Yazar 1994 yılından bu yana yazdılarını Türk okurları ile paylaşıyor. Mükemmel kurguladığı romanları dedektif, polisiye, casus, ajan ve gerilim romanlarında ülkemiz romancılığı için birer temel taşı. Her romanında okuyucuyu bambaşka bir dünyaya davet eden Osman Aysu sonuna kadar hiç düşmeyen temposu, sürekli artan gerilimi ve merakla okunan romanları ile heyecan dozunu her daim yüksek tutmayı başarıyor.
Devamı >> Osman Aysu ve Romanları…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Ve aşk..

Ve bulutlar.. Kara kara.. Kapkara.. Simsiyah.. Göğü kaplamış.. Güneşe yer yok.. Yer yüzü karanlık.. Akşam sanki.. Ve yağmurlar.. Ve karlar.. Bitmeyen rüzgarlar.. Fırtınalar.. Kasırgalar.. Yangınlar sonra.. Bir afet ki yangınlar.. Kızgın.. Buz gibi.. Kor gibi.. Dondurucu.. Alev alev.. Elini yakar.. Yüreğini yakar.. Gönlünü yakar.. Seni yakar.. Beni yakar.. Dondurur da.. Ağustos sıcağında donarsın, ellerin buz.. Buza kesersin gönlün sarhoş.. Aşk sarhoşu yürekler ne hoş..

Ve yürek.. Sevmeyi bilen.. Sevildiğini bilen.. Kendine güvenen.. Korkmayan.. Korkuya aldırmayan.. Seven korkusuzca.. Seven fütursuzca.. Seven çılgınca.. Sevilmeyi beklemeden seven.. Sadece seven.. Hesapsız kitapsız.. Sonunu düşünmeden ama sonuna kadar da seven.. Kesintisiz.. Vazgeçmeden.. Ve aşk.. Kitap gibi.. Okunmayı bekleyen.. Sayfalarca.. Okudukça artan sayfaları.. Sayfalar dolusu aşk.. Kitaplar dolusu.. Ve aşk.. Bazen de tek bir dörtlük.. Tek bir mısra.. Tek bir satır..
Devamı >> Ve aşk…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Lanet ediyorum bu mühürlü yalnızlığıma.. Tek başıma!

Karadeniz’in hırçın dalgalarını bilir misin sen? Bir zamanlar o hırçınlıkta sarılmıştım bende önümde uzanıp giden yıllara işte.. Sonra ne oldu biliyor musun? Boğuldum! O kadar ani o kadar zamansız oldu ki, ben bile anlayamadım boğulduğumu.. Hala esip gürlediğimi zannederken bir baktım çırpınıyorum.. Çırpınıyordu Mavi Karadeniz, hayatın pis sularında.. Tek başına!

Anladım ki hayat dedikleri, doymak bilmeyen azgın bir fahişeden farksız.. Aldıkça alıyor, ne doymayı biliyor ne de durmayı.. Yüklüyor bütün bozuk düzenini üstüme iğrenç bir kambur gibi.. Yeter lan diyorum bazen, teker teker gelin.. Şerefsizlik yapmayın, delikanlı olun biraz da.. Kahkahalarıyla gülüyorlar bana alay eder gibi, kızgın bakışlarıma hiç aldırmadan.. Savaşmaya çalışıyorum halime bile bakmadan her biriyle ayrı ayrı.. Nereye kadarsa.. Tek başıma!

Hayat öylesine acımasız ve nefret dolu gözleriyle bakıyor ki bana, yaşadığım her gün bir öncekini aratıyor.. Hani sanki bütün dünyanın derdi birikmiş birikmiş de beni bulmuş, üstüme çöreklenmişler hep birlikte.. Öyle bir kambur öyle bir ağırlık ki sırtımda, sorma gitsin.. Yorgunluk, bıkkınlık, bitse de gitsem dedirten bir ruh hali.. Yaşıyor muyum, yaşıyor gibi mi yapıyorum belli değil.. Oynuyorum belki de.. Soramıyorum, sorgulayamıyorum, nedenini nasılını bilmiyorum.. Tek bildiğim güneşim doğmuyor, gecelerim zindan, ve ben mahpusum karanlığın ortasında.. Tek başıma!

Susuyorum.. Sustukça büyüyor üzerimdeki gri bulutlar.. Yıkacaklar, yok edecekler beni gram gram.. Eksiliyorum, farkındayım.. Düşüyorum, farkındayım.. Kalkamıyorum, farkındayım.. Sesim çıkmıyor.. Susuyorum.. Suskun çığlıklarım boyuyor dört duvarı.. Nefesim kesilmiş, dilim damağım kurumuş, gözlerim kan çanağı uykusuzluktan.. Ama bitmiyor.. Üstüme üstüme geliyor bütün duvarlar hala.. Bir zerreye dönüyorum yokluğun kuytusunda.. Tek başıma!

Uyusam diyorum.. Uyanmasam.. Gördüğüm rüyaların en güzel yerlerinde kabuslara dönmese hayallerim.. Belli belirsiz bir tebessümde baki kalsa düşlerimdeki anlamsız gülümseyişim.. Bari bıraksalar da rüyalarımda özgür yaşasam! Yastığımı ıslatmasa gözyaşlarım bir gece olsun.. İsyan etmesem Tanrı’ya bir kez olsun.. Olmuyor.. Büyüyor yalnızlığım, büyüyor acılarım, yatağımın kenarında ellerim kenetli büzüştükçe küçülüyorum bir başıma.. Tek başıma!

Bir sigara daha yaksam gecenin üç otuzlu vakitlerinde, bir şişe köpeköldürenle birlikte.. Dinmiyor ki içimin sızısı sarhoş olsa da ıssız bedenim.. Kendimi kandırıyorum ben yine sancılarımın tortusunda.. Elimden başka ne gelir.. Çaresizim, asabiyim, bütün hepsinden öte perperişan biçare tek başımayım.. Tek başıma!

Tutsan diyorum elimden, tutamazsın ki.. Sarsan diyorum yaralarımı, saramazsın ki.. Söküp atsan diyorum bütün dertlerimi.. Taşıyamazsın ki! Hep benim olmanı istesem senden.. İsteyemem ki! Yutkunuyorum, burnumu çekiyorum, siliyorum gözlerimi gömleğimin kollarına.. Bir küfür daha patlatıyorum gecenin karanlığına.. Lanet ediyorum bu mühürlü yalnızlığıma.. Tek başıma!

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?
Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.