Öyle bir geçer zaman ki…

Gazeteci-yazar Can Dündar‘ın televizyonlarda fenomen haline gelen Kanal d’de yayınlanan Öyle bir geçer zaman ki dizisi ile ilgili Milliyet gazetesinde yayınladığı 26 Aralık 2010 Pazar tarihli köşe yazısı.. Bir dizi üzerinden günümüz profili.. Ben çok beğendim, umarım siz de beğenirsiniz..


Pek dizi seyreden biri değilim. Fakat her sohbette adı geçmeye başlayınca merak edip “Öyle Bir Geçer Zaman Ki”ye bir takıldım, bir daha bırakamadım.
Gerçi süresi uzun, planları ağır, kimi karakterleri abartılı, her bölümü gözyaşı garantili, ama bu geniş ailede yaşananların birçok evde karşılığı var.
Aile denen “müesses nizam”ın bir fiskede nasıl tuzla buz olabileceğini ve o fiskenin sıradan hayatlarda nasıl bir zelzeleye yol açabileceğini kanıtlıyor.
Dizideki her ikili ilişki, hayatımızdaki bir sırrı çözüyor sanki:

* * *

ALİ ile CEMİLE: Ali, gemi kaptanı… Cemile onu bekleyerek 4 çocuğunu büyüten bir ev kadını… Yorgun bir ilişki… Mecburi mutsuzluğa çocuklar için katlanır gibiler. Bu tabloyu, Ali’nin hayatına giren bir kadın parçalıyor. Ve aynı yastıkta yaşlanacak ikili, o yastıkla birbirini boğacak hale geliveriyor.
Devamı >> Öyle bir geçer zaman ki……

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Kendini arıyorken olmaktan korktuğun yerdesin!

Gözümde esaretinden kurtulmuş yaşlar.. Dökülüyor yağmur damlaları gibi..

Yaralı bir kuşun minicik yüreğine, sahipsiz bir sokak kedisinin gecenin ayazında titreyişine, annesiz bir yavrunun sıcak bir kucak için yalvaran gözlerine, bir öykünün bir romanın içinde hani kendimizden bir şeyler bulduğumuz bir karakterin olmaması gerektiğine inandığımız ölümüne, kurulan düşlerin yerle yeksan olup gerçeğin tokadını acımasızca yemesine.. Mutlu olması için dua ettiklerinin yine mat olması yine tuş olması yine kaybetmesi hayata karşı.. Hayatın acımasızlığına karşı..

Gözyaşlarım besleyip büyüttü beni biliyor musun..

Hani bir gün bakarsın geriye ve ardında bıraktıklarını, kaybettiklerini görürsün ya.. Geçmişinde kalan o güzel günler, hatıralar, anılar, mekanlar ve insanlar.. Mutlaka insanlar.. İnsanı en çok yaralayan yine insandır.. Çünkü kaybettiğin her şeyin bir şekilde telafisi mümkündür de kaybettiğin insanı asla başkalarında bulamazsın.. Değil mi?

Alabora oldu işte küçük gemin, her yer toz duman, batıyor anlamsızca.. Batıyorsun..
Devamı >> Kendini arıyorken olmaktan korktuğun yerdesin!…

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Şimdi!..

Ey aşk!. Çek sandalyeni, otur karşıma, şarabımdan bir kadeh de sana doldurayım, demlenelim ikimiz birlikte usulca. Plakta en güzel şarkıların çalacak söylenmiş en güzel bestelerle. Korkma! Bütün perdeleri sıkı sıkıya kapatacağım senin için, aşk’ın sarhoşluğunu görmeyecek hiç kimse, yemin olsun, aşık sözü sana!

Ey aşk!.

Kaç zaman geçti, öncesini artık hatırlayamadığım hayatımın anlamı olduğundan bu yana yüreğimdeki, ruhumdaki, bedenimdeki zorlu sevda.. Kaç zaman oldu, tutkuyla yazdığım adının harflerinden ibaret alfabeyi kalbime kazıyalı.. Kaç zamandır yanıyor bu yürek ateşinle, kaç zamandır alev alevim..

Ey aşk!.

Uykularımı çaldın, düşlerimi hapsettin, hayallerime prangalar taktın varlığınla. Gecelerimin de tek sahibi, tek efendisiydin gündüzlerimden sonra. Sana dair ne varsa onu kabullendim ben, sana dair ne varsa onu aldım, koydum heybeme dilsiz bir bedenle çıkarsız ve de koşulsuz. Eyvallahım bir tek sen oldun gözümün gördüğünce, yüreğimin el verdiği kadar sevebildiğimce.
Devamı >> Şimdi!…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?
Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.