Sözüm Olsun..

IMG_2130Eski resimlerime bakıyorum, hiç biri bana benzemiyor; meğer senden önce ben ne kadar da ben değilmişim, ne kadar da bana benzemiyormuşum sevgilim!

 

Kocaman bir aşkın orta yerinde zil zurna sarhoşum; sarhoşluğumsun boylu boyumca.. Aklımın sen kokulu odalarında geziniyor, kendime tosluyorum sensiz saatlerimde. Başım dönüyor; bir söz söylemeye kıyamadığım senden, bir de şu lanet olası uzun metraj vertigodan! Suskunluklarım yankılanıyor penceresiz duvarlarımda, yumruklarım konuşuyor duvarlarla, kafa tutuyorum yalnızlığa, kan damlıyor her yanımda; sığamıyorum kendime, sığamıyorum sen olmadıkça bu şehre bu ülkeye bu gezegene; sürekli bir dipnot hali, altyazılı izleyicisi gibiyim yaşadığım söylenen ömrün, ben yaşıyorsam şayet bu ömrü, ipleri kimin elinde, kimin elinde benim iplerim; neden durduramıyorum neden alamıyorum kendimi, bir an bile düşünmekten seni..

 

“Hayat eşittir sen” bende kaç vakittir, saymadım kaç yüz yıl geçti, kaç bin yıl oldu.. Gün istisnasız, tartışmasız, sualsiz senin adınla doğuyor, adınla yaşanıyor, adınla geçiyor bir diğerine.. Bütün haberler sana dair bende.. Varsa yoksa sen! Gazetelerde, televizyonlarda, radyolarda sen varsın.. Her sabah manşet haberim sensin, özel haberim sensin, gazetelerin iç sayfaları seninle dolu, son sayfada sen varsın, makaleler seni anlatıyor, köşe yazıları senin, en sıcak haber en son haber son dakikalar az sonralar hepsi seni söylüyor, her yerde sen, bir sen, hep sen, yalnızca sen..

 

Kuşluk vakti; baykuş esnemesi, karga öksürmesi ve inceden horoz kükremesi dışarılarda bir yerde; yanık sesli bir hocanın huşu içindeki Arapça namaz daveti silüeti perdelere vuran minarenin balkonunda; bir uçurumdan boşluğa düşer gibi gider gelirken benliğim dünyayla hülya arasında, alaca sabahın kızıllığında sallanan gözlerim kapanıyor usulca.. Teninin sıcaklığını, parfümünün kokusunu hayal edip dudaklarının esiri olmak için, rüyalarımda olsun bu sensizliği bitirmek için, bitirebilmek için.. Ne mümkün! Boğum boğum bir Nuri Bilge Ceylan filmi sıkıntısı çörekleniyor böğrümün orta yerine, hiç bitiremediğim Orhan Pamuk kitapları gibi bir huzursuzluk üzerimde.. Tutunamadığım, tutturamadığım, nefes açıcıların bile faydasız kaldığı tarifi imkansız bir kaygı sol yanımda, fondaysa en kralından ve en eskisinden İlhan İrem şarkıları..
Devamı >> Sözüm Olsun…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Bana Yalan Söylediler..

kızılırmaak murat

 

Yağmura boyanmış şehrin çıkışında Kızılırmak nehrinin uzayıp giden maviliğinde ıslak bir ilkbahar akşamüstüsü.. Gölgelerin karanlıkla kucaklaştığı yorgun saatler.. Arabanın açık kapısından yanıma kadar uzanan müziğin ezgisi.. Radyoda Barış FM yayında, radyoda damar şarkılar birbiri ardı sıra.. Her zamanki gibi bu akşam da yine aynı vakitlerde davetsiz misafirim olan usul usul yağan yağmurla beraber coşkuyla akan ırmağın hemen kıyısında serin esen rüzgarı ciğerlere doldurup ırmak boyunca yavaş adımlarla ağır ağır gecenin gelişini hoşgeldinlerle karşılama töreni..

Kızılırmak üstünde kaim Cumhuriyet sembolü Çetinkaya Köprüsünden gelip geçen araçların sis farları karanlıkta uzaktan ateşböcekleri gibi yanıp yanıp sönüyor.. Neden sonra diniyor ilkbahar yağmuru, esmer bulutlar çekilirken ay gökyüzünde kendini gösteriyor boylu boyunca.. Çöküyorum ırmak kenarındaki kaya parçalarından  büyükçe bir tanesinin ıslak zeminine.. Gömleğimin cebinden çıkardığım sigara paketinden bir dal alıp parmak uçlarımla hafifçe ufaladıktan sonra dudaklarımın arasına getiriyorum.. Paketin jelatininin arasındaki çakmağımı çıkartıp bir elimle rüzgarı perdeleyerek sigaramı yakıyorum.. Daha demin ciğerlerimi donduran temiz oksijen yerini şimdi nikotin yüklü sigara dumanına bırakıyor..

Yolun hemen üstünden geçen araçların ırmak boyunca sıralandıklarını görmesem de biliyorum.. Akşamcıların, mangalcıların, ırmağa karşı sohbet etmeyi sevenlerin, benim gibi kendiyle başbaşa kalmak isteyenlerin tek merkezi Kızılırmak boyu türlü çeşit insanlara sessizce evsahipliğini yapıyor.. Kimi zaman meyhane şarkılarında demlenen, kimi zaman da Ankara havalarında şen şakrak oynayan insanlar.. Kahkahaların naralara karıştığı akşamlar.. Sigaramdan bir fırt daha çekiyorum içime, dumanı laciverdi karanlığa karışıyor..

Bütün dünyayı silip atıp beynimden, kendimle başbaşayım işte yine ve yeniden.. Biliyorum! Bir ateşböcekleri ile yıldızlar dinliyor gecenin kuytusunda beni aydedenin ışığında, bir de söylediklerimi deli akan sularına katıp giden sessiz dost koca Kızılırmak.. Dilime bile söyleyemediğim sözlerim var yüreğimde.. Söylesem büyüsü bozulacak, söylemesem beynimde aklımla oynayacak.. Buradayım çünkü gözlerime bundan böyle kalabalığın ortasında yağmuru yasakladım, ondandır bu sessiz haykırışlarım gecenin ta ortasına.. Ondandır kendi başınalığımın krallığında yaşayışlarım akşamdan sabaha ve ondandır yalancı gündüzler yerine sahici geceleri sarıp sarmalayışım..
Devamı >> Bana Yalan Söylediler…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Bugün benim doğduğum gün..

images (1)Bugün 7 Mayıs.. Herhangi bir insan için herhangi bir gün.. Belki de yılın diğer 364 gününden hiç bir farkı olmayan sıradan bir 24 saat.. Kimi için ise farklı anlamlar yüklü bir tarih ayracı.. Kiminin evlenip yuva kurduğu, kiminin ileride hayatını birleştireceği insanla tanıştığı, kiminin artık aramızda olmadığı, kiminin terfi aldığı, kiminin bir iş kurduğu, bir iş sahibi olduğu, kiminin girdiği sınavdan istediği notu aldığı, kiminin çocuğunun doğduğu, kiminin ise kendi doğum günü.. Yani kiminin mutlu olduğu, kiminin ise üzüldüğü bir gün.. Örnekleri çoğaltmak gayet mümkün.. Bazılarımıza sıradan gelen bir tarih, bazılarımız için çok önemli değerler taşıyabiliyor..

 

Bugün 7 Mayıs.. Çocukluğumun Mayıs’larını hatırlıyorum da.. Hani her bi yanımızın yeşile boyalı olduğu yıllar! Hani şimdinin çocuklarının isimlerini bile bilmediği oyunlarla büyüdüğümüz yıllar! Hani çıkmaz sokaklarda yada asfaltı bile dökülmemiş yollarda akşamladığımız yıllar! Mayıs’ın en güzel Mayıs olduğu yıllar..

Bugün 7 Mayıs.. İlkbaharın en güzel mevsimidir benim için Mayıs ayı.. Ben ne yazın kavurucu sıcağını, ne de kışın o dondurucu soğuğunu severim.. Ben en çok ilkbaharın yeniden doğuşu simgeleyen, karların altından dirilişi simgeleyen hafif esintisini severim.. Çünkü ilkbahar her zaman yeni bir doğumdur.. Çünkü ilkbahar her zaman yeni bir diriliştir.. Üzerimizdeki bütün ağırlıkları silkeleyip atıp küllerimizden yeniden doğmanın vaktidir.. Çünkü ilkbahar güzel günlerin müjdeleyicisidir.. Kuşların cıvıl cıvıl olduğu, çiçeklerin tomurcuklandığı, güneşin yeniden merhaba dediği zamanlardır.. Çünkü ilkbahar gökkuşağıdır.. Ve ben de ne şanslıyım ki bir gökkuşağı çocuğuyum..
Devamı >> Bugün benim doğduğum gün…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?
Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.