Kendi küçük dünyanda sen yine sen başına..

Selam arkadaş, nasılsın görüşmeyeli? Aydededen en derin selamlar getirdim sana.. Ben mi? Naparsın, iş güç kariyer cazibe yahşi durumları işte.. Alçak sürünmeye devam güzel ülkemin topraklarında..

 

Havalar yaz gününden farksız bugünlerde.. Yağmur yok, soğuk dersen pek az, bahar havası yaşıyoruz Aralık sonunda.. Bilmem sen de hatırlar mısın, havalar nasıl olursa olsun, sizin havanız güzel olsun diyen bir Hülya Uğur vardı vakti zamanında Star ekranlarında, Ağustos ayında kar yağdırmıştı hani bir gün.. Dumur etmişti hepimizi.. Güzel kadındı yine de vesselam.. Geçende bir kanala konuk olacaktı bak, kaçırdım, yıllar sonra yeniden izlemek isterdim tekrar.. Kar yağar mı acep buralara da arkadaşım bu kış? Ağustos ayı da değil.. Bildiğin Aralık.. Kara kış hesapta.. Yılbaşı da geliyor bak.. “Yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl bizlere kutlu olsun, yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl sizlere kutlu olsun”.. Vardı öyle bir şarkı ben küçükken, ilkokulda söylerdik hep beraber, siyah önlüklerimiz vardı bizim, hey gidi günler, şimdi hala var mıdır acaba? Ne mavi önlük zamanlarına yetişebildim ne de şimdiki gibi cicili bicili kıyafet zamanlarına.. Tozlu tebeşirler kara tahta.. Ha bir de kocaman cetvellerin sivri yerleriyle sıra dayakları, ellerimiz mosmor küçük kalplerimiz şaşkın.. Nostalji vakitlerimdeyim şimdi, eski günlerimi çocukluğumu yadediyorum, şimdi git sen, sonra gel bir ara, elleşme..

 

Gel hadi gel, fazla nostalji yapmayalım şimdi, dalarsam çıkamam bir daha..

 

Gündem yoğun.. Neden bahsetmeli bilmem ki sana.. Ermenilere soykırım yapılmadı diyen herkesi hapse atmayı planlayan kaçık ve erotik Fransız dilberlerini duymuşsundur.. Her gece rüyalarımı süslüyor Sarkosi ve tasarıyı onaylayan meclis üyelerinin renkli dantellileri.. Aşık oldum ben galiba! Devletimin büyükleri ne düşünür bilmiyorum ama bütün Türk erkekleri adına sayın devlet büyüklerimden rica ediyorum, bize bir gece için randevu alsınlar bu Fransız dilberlerinden, hepsini çok jötem biz, gerekirse Ermeni kocalarından da izin istesinler, parası neyse onu da veririz, fazlasıyla, valla bak, Türk lokumunun tadına bir baksınlar eminim bir daha asla Ermenilerin altına yatmazlar..

 

Bedelliden bahsetmeden geçersem olmaz.. Dersimiz bedelli.. Ana fikrimiz belli.. “Parası olana teskere, parası olmayan hadi yallah askere”.. Adalet bu mu sence? Benim Anadolu’da ailesinin geçimini sağlamak için otuzuna kadar askere gidemeyip de şimdi böyle bir imkan yakalamışken parasızlıktan zengin çocukları, kodaman çocukları gibi bunu yapamayan memedimin günahı ne? 30 bin Türk liracık hepi topu, çok para değil mi diyorsun yoksa sende birileri gibi? Arkadaşım bu ülkede asgari ücretle geçimini sağlayan, hatta asgari ücretle bile çalışacak iş bulamayan milyonlarca insan var.. Sana ne mi? Fakirlik edebiyatı yapmayım mı? Okusaymışlar da para kazanıp gitmeseler miymiş onlar da? Düzen mi böyle? Birileri askere gidecek birileri parasını verecek mi? Çark bir şekilde dönecek mi? Hadi canım.. Bu kadar sığ görüşlü değilsindir herhalde? Buradaki maksadın devletin kasasına para koymak olduğunu bana kimse söylemesin sakın.. İnanmammmmm.. Eşitlik mi vardı? Nerde? Hani? 30 yaşındaki adamdan asker mi olur diyorsun? Yapma! Git bak bakalım kışlalara, erlerin yüzde kaçı otuzlarında.. Bu vesileyle öğrendik ki, askerlik yan gelip yatma yeri değil, otuz bin türkiş lirası veya on bin gavur avrosu verip yatma yeriymiş.. Parayı veren düdüğü çalarmış.. Ülkenin “düzen”i böyleymiş..

 

Gündem yoğun demiştim.. Hava durumuyla başladık, peşinden haberleri izledik, şimdi sırada spor haberleri.. Reklamlar yok, kesintisiz yayın, 7/24..

 

Şikebahçenin azizesini halen ikamet ettiği birinci sınıf otelden pardon hapisten çıkarabilmek için kenetlenerek birlik olan ve canla başla çalışan meclisimin alnından öpüyorum. Harıl harıl çalıştılar, emek sarfettiler, yeri geldi yoruldular ama bu vatan millet sakarya hususunda bir adım geri atmadılar.. Helal olsun! Şike dediğin nedir ki üstelik, azizenin yaptığı da şike bile sayılmaz, sadece şikecik o şikecik.. Hem adamların parası var ki yapıyorlar, sana ne bana ne bize ne.. Dimi ama.. Bir de çok kötü düşünceliyiz, yahu adamın gencecik bir kadınla evlenmesine ne bakıyorsun sen, adamda kalp var ama zaten kalbi var diye bakıcı niyetine evlendi hatunla.. İçler dışlar çarpımı bile yapsan çıkamazsın işin içinden, bu evlilik kağıt üzerinde olur anca.. İçin fesat arkadaşım ben ne yapayım.. Bak sinirlendim yine kendime kötü kötü düşüncelerimi atmam lazım içimden.. Gidip ben de yogaya mı yazılsam ne.. Spordan sayılır mı yoga arkadaşım.. Bir gün olur biz de şikeden pardon primlerden faydalanırız belki olmaz mı?

 

Bak bu arada devreyi galibiyetle bitirdik.. Hani fena da oynamıyoruz yani.. Bu seneki Beşiktaş’ı beğeniyorum ben arkadaşım.. Kadromuz sağlam, oyuncularımız kaliteli.. Gününde bir Quaresma döktürüyor, Fernandez oyunuyla mest ediyor, Almeida, Ernst, Sivok, Simao, Aurelio, Holosko, Egemen, Pektemek, Köybaşı, Toraman,  Kavlak ve diğerleri hakeza.. Avrupa’da da yolumuza tam gaz devam ediyoruz, hele ikinci turdaki rakibimiz dengimiz değil, ilk maçta nakavt edebileceğimiz cinsten, çıtır çıtır yeriz onları.. Bu güzel oyunumuzu ikinci sezonun sonunda şampiyonlukla taçlandırmak, hele hele Avrupa kupasında da bu tacı takmak ne güzel olur değil mi.. Seviyorum ben bu Beşiktaş’ı biliyorsun..

 

Öyle işte arkadaşım.. Bak nereden başladık nereye geldik gördün mü? Fransa’dan girdik, nerden çıktık.. Ha, bu arada yazıdaki fotoyu soruyorsan, hoşuma gitti çektim izbe bir binanın duvarında.. Hadi kal sağlıcakla, yeni yılın kutlu mutlu umutlu olsun.. Gittim ben..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Yorum yapmak ister misiniz? »

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI

Yorum yapın

XHTML: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.