Mavi Karadeniz iyi yolculuklar diler..

Masmavi bir gökyüzü.. Uçuşan kuşların cıvıl cıvıl sesleri.. Martılar, güvercinler, göçmen kuşları.. Güneş, bulutlar, yağmur ve sonra yine yeniden güneş.. Gökkuşağı.. Mavi, turuncu, kırmızı, yeşil, sarı.. Aklına hangi renk gelirse.. Uçsuz bucaksız gökyüzünde paha biçilmez bir madalya gibi asılı duran gökkuşağı.. Gün güzel.. Hayat güzel.. Aşk güzel.. Sevmek ve sevilmek güzel..

 

Şehirler arası bir yolcu otobüsündeyim.. Orta sıralar.. Sağ taraf cam kenarı.. Koltuğu hafif yaslamışım geriye.. Başka türlüsü olamazdı zaten.. Yolculuktan zevk almalı insan.. Seyredebilmeliyim yoldayken içinden geçtiğimiz ve ardımızda bıraktığımız şehirleri, yaşayan insanlarını ve yaşanılan binalarını.. Diğer yolculuklara benzemez otobüs yolculukları.. Başkadır.. Arkasına bakmadan terk edip giden sevgililer gibi hissederim kendimi şehirler arası yollarda.. Bir daha ne zaman gelirsin veya gelir misin geriye döner misin bilinmez.. Gidiş vardır o an için sadece aklında.. Bir de ölümü hatırlatır bana bu yollar.. Gidenleri.. Tek yön boyunca..

 

Yer yer yanından geçtiğimiz mezarlıkları da meraklı gözlerle izlerim ben bu uzun yolculuklarda.. Bir şekilde huzurlu ya da huzursuz, mutlu ya da mutsuz, zengin ya da fakir bir hayatı yaşamış ve yenilere yer açmak için zamanı geldiğinde her ne kadar her ölüm erkendir dense de yalan dünyadan gerçek dünyaya aslolana geçmiş, dünya değiştirmiş insanların istirahat mekanlarını.. Yanlarından usulca geçerken küçük bir duayı da esirgemeden onlardan..

 

Kimbilir hangi hikayeleri de yanlarında sonsuzluğa götürmüş insanlar.. Bir ibadethane, yaratıcıyla hasbıhal olma, yakın olma, bütün günahlardan arınma yeri gibi gelir bana mezarlıklar.. Huzur veren bir sessizlik vardır, düşünülenin aksine tüyleri diken diken eden değil..

 

Hani denir ya hep, bu dünyadan öldüğümüzde hiç bir şeyi götüremiyoruz yanımızda diye.. Aslında götürdüğümüz o kadar çok şey var ki.. Düş kırıkları, hatalar, pişmanlıklar, yarım kalmış hikayeler, aşklar, sevdalar, anlatılamayan ancak yaşanılan anılar, eksik mutluluklar, gerçekleştirilememiş hayaller, gizli sırlar.. Daha nicesi şimdi aklıma gelmeyen.. Üç metre beyaz bez parçası ile bir paça pamuk değildir yani esasında bitmiş bir ömrün finalinde yaşanan..

 

Hayat sevgisiz kalmayacak kadar kısa.. Aşksız olmayacak kadar kısa.. Bir daha tekrar edemeyeceğimiz kadar kısa.. Aynı şeyleri bir daha yaşayamayacağımız kadar kısa.. Değiştiremeyeceğimiz, geri saramayacağımız, baştan alamayacağımız kadar kısa.. Öyle bir film ki hayat, tek seferde çekilip oynanan.. Tek seferde yaşanılan.. Diğer rolleri ve figüranları film boyunca değişse de başrolünde ve merkezinde kendimizin olduğu bir film.. Senaryosu baştan yazılmış ama tercih hakkının bizde olduğu bir film.. Lezzet te var, bedel de.. Suç da var ceza da.. Kahkaha da var göz yaşı da.. Doğum da var ölüm de..

 

Türünü de kendimiz seçiyoruz hem bu filmin.. Bak bu iyi mesela.. İster eski Yeşilçam filmleri gibi romantik komedi tadında, ister Leyla ile Mecnun aşkı gibi duygusal, ister Kemal Sunal filmleri kadar komedi, ister Freddy’nin Kabuslarına taş çıkartırcasına gerilim, ister manyak bir korku, dibine kadar dram, hatta durgun ya da çılgın bir belgesel türünde.. Bütün türleri bir arada yaşayabilen de vardır ya kendi filminde, hem şanslıdır hayatın tüm renklerini tattığı için hem de çok azınlıktadır böylesi.. Çeşitlerimiz bunlar gibi işte.. Seç beğen ve oyna! Tekmili birden; ne kadar yaşarsan o kadar tefrika!

 

Önümdeki kulaklığa uzanıyorum ve bir radyo kanalı seçiyorum karşımdaki küçük ekrandan.. Gözlerimi kapatıyorum.. Dinliyorum.. Eski bir şarkı çalıyor.. Hemen herkesin bildiği dinlediği bir şarkı.. ”Yalan” diyor şarkıcı kulaklarımı dolduran ve gayri ihtiyari eşlik ettiğim sesiyle şarkının nakaratında ”dünyada ölümden başkası yalan”.. Görüyor musun ya, hayatımızın her anında ölüm yanıbaşımızda, bazen bir şarkıyla, bir haberle, bazen de hemen önümüzde meydana gelmiş yanından geçip gittiğimiz bir kazayla.. Sahi, kimbilir hangi ocaklara ne ateşler düşüyor her ölüm haberinde, her ölümde.. Hayat bizim, ölüm de..

 

Uzun yolculuklar bitmez hemen.. Şimdi bir ihtiyaç molası.. Çaylar şirketten, yemekler cepten..Otobüsünüzün plakasını ve peronu unutmayın lütfen.. Mavi Karadeniz iyi yolculuklar diler..

 

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Yorum yapmak ister misiniz? »

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI

Yorum yapın

XHTML: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.