Servis Şoförü..

Selam, nasılsın görüşmeyeli arkadaşım? Sana anlatacaklarım var bugün yine..

 

Geçen gün durakta servisi beklerken dikkat ettim de her sabah tam 8 dakika servis bekliyorum. Yaptığım araştırmalar sonucunda ulaştığım yüzde yüz geçerli verilere göre tam 8 dakikam servis noktasında servisin gelmesini beklerken geçiyor.. Dile kolay.. Her gün 8 dakikayı insan ömrüyle bir çarp bakalım sonuç ne çıkacak? Bu süre zarfında ayak üstü iki dakika ayfonumdan maillerime bakıyorum, gelen maillerde beğendiğim bir şey olursa fırsat sitelerinde ufak bir gezinti yapıyorum, servisi bekleyen diğer arkadaşlarla lak lak yapıyorum, daha da olmadı caddeden geleni geçeni seyrediyorum.. Valla bak, içlerinde en iyisi gelene geçene trene bakar gibi bakmak.. Görüyorsun değil mi, nasıl kabulleniyorum peşin peşin yaptığım öküzlüğü. Çok medeni bir insanım ben, bilmiyorsun.

 

Sonra bi düşündüm ve kendi kendime dedim ki, abi ben bıkmadan usanmadan yaz kış demeden karda yağmurda sekiz dakika beklemişim bugüne kadar servisi, hem de her sabah, yarın da ben sekiz dakika takacağım servise, bakalım servis beni bekleyecek mi 8 dakika geç kaldığımda.. Yapmadım mı sanıyorsun? Yaptım.. Sekiz dakika geç gittim servis noktasına.. O kadar zevkli oluyor ki geç gitmek, anlatamam o duyguyu, sosyal bir orgazm yaşıyorsun, insan kendisiyle snob oluyor, zevke geliyor.. Hee, sonuç mu? Tabii ki taksiyle gittim işe daha sonra.. Ders oldu mu bana? Ne münasebet.. O tamamen servis şoförünün düşüncesizliği, ben napayım.. Çalışmalarım ve araştırmalarım devam edecek efendim..

 

Servis demişken, bizim servis şoförünün en keyifli ve neşeli olduğu zamanlar her ayın onbeşi ve onaltısı genelde.. Ayın onbeşi maaş günüsü ya, devlet bize, biz servise, ondan bu mutluluk herhalde.. Harbi ya, ben de dünden beri diyorum bu adamın yüzü neden gülüyor, yoksa mahkeme duvarından farksızdır normal olarak suratı. Ne konuşur, ne güler, ama severim ben yine de servis şoförümüzü, başkadır o, bin tane servis şoförüne değişmem. Hem napıcam ki bin tane servis şoförünü, her gün birine binsem bi ona bi buna bin, bine bine ondan da sıkılır insan.. Bi yere kadar yani..

 

Bu arada güzel Türkçemizin elastikiyetini farkettin mi bir önceki paragrafın iki önceki cümlesinde? Nereye istersen o yana çek.. Replay piliiiz, oynatalım uğurcuuumm.. Hep de böyle cümlelerin ardından aynı espi yapılır değil mi, bütün suç Türkçenin lastik gibi bir dil olmasına yüklenilir, sanki Türkçemize o anlamları yükleyenler zamanında ülkemizi işgale yeltenen pis yunanlılar ve ibne fransızlarla soysuz ingilizlermiş gibi.. Ama yok abi, fesatlık sende, ben bişey demedim ki.. Hem Türkçe candır..

 

Serviste derin uykulara dalarım ben bi de.. Sende de olur mu bilmem, hepi topu toplasan on dakikalık servis yolculuğundaki o kısacık uyku var ya, bir tatlı gelir bir tatlı gelir ki bana sorma gitsin.. Gözler hafif hafif kapanır, önce direnirsin uyumamak için, sonra kendini bırakır gidersin servis aracının motor sesine ve insanların sabah sohbetleri kulağına fısıltı halinde masal gibi gelir.. Bir süre sonra ise hiç bir şey duymaz olur, genelde haftasonu rüyaları görürsün yüzünde anlamsız bir sırıtmayla.. Servis son noktaya geldiğinde uyku mahmurluğunu ve o anlamsız sırıtışı üzerinden atıp birden uyanırsın ve sanki hiç uykun gelmemiş, hiç uyumamış gibi iner ve çalışmak üzere dairene gidersin..

 

Sonra da mesai başlar işte.. Bu kadar şimdilik.. Aklıma başka şey gelmiyor.. Gelince yazarım yine.. Hadi dağılın şimdi..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Yorum yapmak ister misiniz? »

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI

Yorum yapın

XHTML: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.