Gidiyorum işte, hoşçakal..

Bilesin ki içinde ukde kalacak bu sevda.. Bir ömür boyunca..

 

Gidiyorum işte, hoşçakal sevgili.. Dediğin gibi, dilediğin gibi.. Gözün arkada kalmasın diye, yeter ki gönlün olsun diye.. Gidiyorum işte, hoşçakal sevgili.. Soyundum üzerimden birlikte gökkuşağına dönüştürdüğümüz sana dair bütün renkleri.. Kopardım med-cezir sularından asi ve hırçın mavi denizimi.. Aşkımı yüreğimle birlikte yüklendim sırtıma.. Yarım kalan umutlarımı vurgun yemiş hayallerimle birlikte sarıp sarmalayıp yamalı bohçama, kuşandım yorgun ama mağrur omzuma.. Varsa eğer, yaşanmışlıkları da gömerek kara toprağa; gidiyorum işte, hoşçakal sevgili..

 

Bundan böyle yağmurda ıslanan saçlarımda senin serinliğin olmayacak.. Yatağıma uzandığımda etrafı senin kokun sarmayacak.. Gözlerinin sıcaklığı güneş gibi üzerime doğmayacak.. Her telefon çalışında kalbim bir daha delice atmayacak.. Dinlediğim şarkılar bana seni anlatmayacak, hiç bir şarkı artık bizim şarkımız olmayacak.. Şiirlerimde mısralarımda, dizelerimde satırlarımda adın anılmayacak.. Merak etme ve hiç şüphen olmasın; gidiyorum işte, hoşçakal sevgili..

 

Gecenin üç otuzlarında ellerimi kaldırıp semaya, yalnızlığın koynunda bir başıma ettiğim dualarımı aldım yanıma.. Her sabah uyanıp gözümü ilk açtığımda karşımdaki duvarda bana gülümseyen yüzü katlayıp kaldırdım dolabın en kuytu yanına.. Yasakladım bundan böyle dudaklarıma bir dua gibi her nefeste senin adını anmaya.. Karışmıyorum artık bu aşkın ne günahına ne de sevabına.. Bitsin mi istiyordun, git mi diyordun bana; gidiyorum işte, hoşçakal sevgili..

 

Madem ki sen aşkı kırk bir çeşit kılıflara sokan, biçimlere, şekillere koyansın, madem ki sen aşkın boyunu posunu ölçensin, aşk’a fallardan ömür biçensin, madem ki senin aşk diye öğrendiğin yalnızca bir kelebek ömrü kadar ve madem ki senin için aşk kalbine değil tenine değmekmiş, madem ki senin aşkın yürekte değil göz’de olmakmış, dediğin gibi olsun öyleyse, üzülme; gidiyorum işte, hoşçakal sevgili..

 

Aşka dair her ne söylediysem sana bugüne dek, boşver hepsini, unut gitsin.. Gördüm ki sevgili, artık sen bende değilsin.. Bildim ki sen aşk’a ihanet edensin.. Anladım ki sen aşk’a gülüp geçensin.. Yüreğin üşümüş senin, benim sevdam eksik kalmış, yetmemiş yüreğini ısıtmaya, kalbini alev alev yakmaya.. Ne diyebilirim ki bu saatten sonra; kendini arıtacağın bu “yalan” sevdadan sonraki duraklarında dilerim üşü(t)mezsin bir daha.. Yüreğim buruk, yüreğim kırılgan bir çocuk; gidiyorum işte, hoşçakal sevgili..

 

Gidiyorum şimdi, bir daha dönmemek üzere geri.. Bu kadarmış.. Buraya kadarmış.. Öyle ya, zorlamayla peynir gemisi bile yol almazmış.. Ben de sildim hayatımda sana ait herşeyi.. Ve sakın ha, üzerine alınma bundan sonra ne hiç bir cümlemi, ne de tek bir harfimi.. Sana dair ne varsa.. Olmasını istediğin gibi.. Bitti!.. Nokta!

 

Nilüfer & Hayko Düet: Aşk Kitabı

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Yorum yapmak ister misiniz? »

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI

Yorum yapın

XHTML: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.