Bu gece bütün kadehlerim sana..

Bu, bu akşam içtiğim üçüncü kadeh. Tamam, biraz fazla kaçırdım, kabul ediyorum. Her zaman bu kadar içmem, bu akşam böyle oldu işte. Hem alelade bir akşam değil bu. Hiç aklıma gelmezdi onun bir gazetede üçüncü sayfa haberi olacağı. Koskoca yedi yıl geçmiş. Dile kolay, yedi uzun yıl.. Hep bir gün döneceğini düşündüm. Bir gün, çıkıp gittiği bu kapıdan hiçbir şey olmamış gibi girecekti. Onu çoktan affetmiştim.

Beni uğruna terk ettiği adamın fotoğrafına bakıyorum da gazetedeki.. Benden ne fazlası vardı acaba, bende bulamadığı ve onda olan neydi? Bunu hep merak etmiştim ve zannedersem artık öğrenemeyecektim de. Kirli sakallı, sıradan bir tipti işte. Üstelik gazete haberine göre sürekli dövüyormuş kendisini. Ellerim titriyor. Evliliğimiz boyunca kavga bile etmemiştik biz oysa.

Hala çok güzel. Gözleri bantlanmış bile olsa, güzelliğini hiçbir şey maskeleyememiş. Hatırlıyorum da, lise yıllarında ona aşkımı ilk itiraf ettiğimde nasıl da utanmış, cevabını bile beklemeden kaçıp gitmiştim. Onun da bana karşı boş olmadığını biliyordum. Nitekim ertesi gün yanıma gelip, çok tatlı olduğumu söylemişti. Böyle başlamıştı bizim aşk hikayemiz. Aylarca elini bile tutamamıştım. O yanımdayken dünya duruyordu sanki. Okul bittikten sonra ikimizde devam etmedik üniversiteye. Hayallerimiz küçüktü, başımızı sokacak bir evimiz, karnımızı doyuracak bir işimiz olması yeterdi.

Annesi evliliğimize hep karşıydı. Bana karşı her zaman peşin hükümlü olmuştu. Yaptığım işi beğenmiyordu, kızlarını zengin bir ailenin oğluyla evlendirmek istiyordu. Hakkını yiyemem, babası çok efendi bir adamdı. Herkes dengi dengine derdi. Annesini zorla da olsa ikna ettikten sonra kızlarını bana vermeyi kabul ettiler. Fabrikada düşük bir maaşla işçi olarak çalışıyordum. Babam tekel emeklisiydi. Buna rağmen ne istedilerse yaptık. Ailemin tek oğluydum ve en küçükleriydim, benden büyük 3 kız kardeşim vardı. Hepsi de yuvasını kurmuştu. Güzel sayılabilecek bir düğün yaptık. Ayrı eve taşınmıştık şartlarımızı sonuna kadar zorlayarak.

Hayat çok güzeldi onunla. Bana her zaman destek oluyordu. O yanımda olduğu sürece hiçbir güçlük beni yıldıramıyordu. Mutluyduk. Vardiyalı çalışıyordum. Bir hafta gündüz, bir hafta gececiydim. Eşimin annesi yani kayınvalidem de beni sevmeye başlamıştı. Kayınpederin vefatından sonra yanımıza taşındı. Gelinleriyle anlaşamayınca biraz da mecburiyetten yanımıza taşınmasına sesimi çıkarmadım. Dört yıl birlikte yaşadık. Sonra bir sabah onun da yatakta cansız bedenini bulduk.

Eşim annesinin vefatını kaldıramadı. Giderek değişmeye başlamıştı. Düzelir umuduyla uzunca bir süre sesimi çıkarmadım. Çocuğumuz da olmuyordu, gitmediğimiz doktor kalmadığı halde bir sonuç alamadık. Fakat bunların hiçbiri mutlu olmamız için bir engel değildi bana göre. Defalarca oturup konuştuk. Belki değişiklik iyi gelir diye oturduğumuz muhitten taşındık. Hiçbir şeyin değiştiği yoktu. Aksine bana karşı iyice ilgisiz olmuştu. Önceden ben gelmeden yemek bile yemeden saatlerce gelmemi bekleyen kadın, şimdi yataktan bile kalkmıyordu geldiğimde. Aynı evde iki yabancı gibiydik.

Bu durumu ne kadar saklayabilirdik ki etrafımızdan. Aileme açtım konuyu, onlarda konuşmayı denediler. Fayda etmedi. Tanıyamıyordum eşimi. Aşık olduğum, taptığım kadın gitmiş, yerime tanıyamadığım bambaşka bir kadın gelmişti. Mutsuzdum. Konuşamıyorduk bile. Tek kelime etmeden saatlerce oturuyorduk. Bana karşı yabancı biriymişim gibi soğuktu. Belki bir yıldan fazladır birlikte olmuyorduk. Koklamadan duramadığım tenine dokunmayalı kokusunu unutmuştum.. Dahası artık isteğim de yoktu ona karşı.. Bir gün odalarımızı da ayırdı. Sonun başlangıcının geldiğini hissediyordum. Fakat aklımdan beni aldatabileceği asla geçmiyordu.

Bir gün fabrikada ufak bir iş kazası geçirdim ve eve erken geldim. Evde yoktu. Anneme, erkek kardeşlerine ya da arkadaşlarından birine gitmiş olabileceğini düşündüm. Pencereden dışarıyı seyrediyordum. Mesai saatimin bitmesine yakın, oturduğumuz apartmanın önünde bir araba durdu. Kadınla erkeğin arabada öpüştüklerini görebiliyordum.  Sonra arabadan indi. Çok keyifli görünüyordu. Karım bir başkasının arabasından iniyordu ve arabada adamla öpüşmüştü üstelik. Beynimden vurulmuşa döndüm. Aklımdan binbir türlü düşünce geçiyordu. Sakin olmam gerektiğini biliyordum. Eve girdiğinde beni gördüğünde çok şaşırmıştı. Nerede olduğunu sordum bu saate kadar. Canının sıkıldığını bir arkadaşına gittiğini söyledi. Sesi titriyordu. Benim neden erken geldiğimi sordu. İş kazası geçirdiğimi söyleyip, sargılı elimi gösterdim. Umursamadı. Duş alıp yemeği hazırlayacağını söyleyerek yatak odasına gitti. Kalakalmıştım. Aldatılıyordum ve o bu durumu öyle rahat geçiştiriyor, öyle kolay yalan söylüyordu ki.

Yemek boyunca onu izledim. Bir şeyler söylemesini bekledim hep.. Söylemedi. Sessizce yemeğimizi yedik ve o olayı o akşam için unutmaya karar verdim. Eşimi hala seviyordum. Ama bu olayı da açıklığa kavuşturmak istiyordum. O gece gözüme uyku girmedi. Ertesi sabah işe gidiyor gibi çıktım evden ama işe gitmedim o gün. Maksadım yine dışarı çıkıp çıkmayacağını görmekti. Köşe başında bekleye başladım. Yaklaşık bir saat sonra dün akşamki siyah araba yine apartmanın önüne gelmişti. Çok rahat hareketlerle arabaya bindi ve araba hareket etti. Hiçbir şüphem kalmamıştı artık.

Akşama kadar evde neler yapmam gerektiğini düşündüm. Şimdi yaptığım gibi bir yetmişlik rakı aldım ve akşama kadar içtim. İçtikçe içimdeki sevginin yerini utanca ve nefrete dönüştüğünü hissediyordum. Onu ve her kimse yasak aşk yaşadığı sevgilisini öldürmeyi bile düşündüm. Akşam kapıda onları karşılamayı da düşündüm. Kardeşlerini çağırıp birlikte beklemeyi düşündüm. Zaman geçmek bilmiyordu sanki. Sevdiğim kadın, ilk ve tek aşkım beni aldatmıştı ve kimbilir kaç zamandır devam eden bir ilişkiydi bu. Aptallığıma kızdım, bugüne kadar anlayamadığıma öfkelendim. Toz konduramadığım karımın yaptıkları yenilir yutulur cinsten değildi. Tabir yerindeyse boynuzlanıyordum ve bu halime belki nasıl da gülüyorlardı.

İçkiden ve sıcaktan sızmışım. Kapı sesiyle kendime geldim. İçerde yine beni gördüğünde hiç olmadığı kadar tedirgindi. Bir şeylerden şüphelendiğimi sezmiş olmalıydı. Çünkü çok nadir içen biriydim. Önemli bir şey olmadan içmezdim hatta. Bilirdi beni. Kaç yıllık kocasıydım sonuçta. İşi pişkinliğe vurarak gene neden zıkkımlandığımı sordu. Bakışları nefret korku karışımıydı. Aynı sertlikle bakarak oturmasını söyledim sert bir ses tonuyla. Başım ağrıyordu. Oda dönüyordu gözlerimde. Sözümü ikiletmeden oturdu. Korkmuştu. Evliliğimiz boyunca ilk defa sesimi yükseltiyordum ve ses tonum öfkeliydi. Anlatmasını istedim. Neyi dedi, ne saçmalıyorsun yine dedi. Bir sigara çıkarıp yaktım gömleğimin cebinden. İkinizi gördüm dedim. Dün akşam da, bu sabah ta. İnkar etme de anlat. Şaşırmışa benziyordu. Bu kadarını beklemiyor gibiydi. Bir süre sessizlik oldu odada. Anlat dedim sesimi olabildiğince yükselterek. Neden yaptın bunu bana, nasıl yapabildin.

Sesi titriyordu, elleri titriyordu. Yanlış görmüşsün diyecek oldu, öpüştüğünüzde mi yanlış anlama diye bağırdım. Köşeye sıkışmıştı. Terlediğini görüyordum. O anda kalkıp onu öldürmek aklıma gelen fikirlerin en cazibiydi. Sağlıklı düşünecek durumda değildim. Sarhoştum ve aldatılmıştım. Durumun vahamiyetini anlamıştı, alttan almaya çalışıyordu. Ardı ardına yalanlar sıralıyordu. Midem kasılmıştı. Defolmasını söyledim. Yatak odasına girdi ve o gece bir daha çıkmadı o odadan.

Sabah uyandığımda hala başım ağrıyordu. Saate baktım, onbire geliyordu. Pazardı. Zorla doğrularak lavaboda elimi yüzümü yıkadım. Dün akşam olanlar kafamda şekilleniyordu. Odasına çekildikten sonra, bir ufak rakı daha almıştım ve sızana kadar içmiştim. Kendimi hala çok kötü hissediyordum. Kızgınlığım, öfkem, nefretim hala geçmemişti. Yatak odasının kapısına vurdum ve içeri girdim. Odada yoktu. Etraf dağınıktı. “Nesrin” diye bağırarak odaları dolaştım, her yere baktım. Yoktu. Ne kardeşlerindeydi, ne de arkadaşlarında. O gün geri dönmedi. Bir daha hiç gelmedi.

Aylar sonra boşanma tebligatı geldiğinde, son defa mahkemede gördüm onu. Kıyafetleri çok şıktı. Saçlarını topuz yapmış, gözlerinde aksesuar gibi duran kırmızı çerçeveli bir gözlük vardı. Kırmızı çantası ve yüksek topuklu ayakkabılarıyla daha çok bir davete gidiyor havasındaydı. Çok güzeldi her zamanki gibi. Hiç konuşmadık. Zorluk çıkarmadan anlaşmalı olarak tek celsede boşandık.

Gazetedeki haberde üç çocuğunun gözü önünde kocası tarafından defalarca bıçaklandığı ve olay yerinde öldüğü yazıyordu. Çocukta yapmıştı o adamdan demek ki. Öyleyse çocuğumuzun olmamasındaki kusurlu kişi bendim. İroni doluydu okuduklarım sanki. Hiç yüzünü görmemiştim adamın, ama gazetedeki adamla evin önündeki arabadaki adamın aynı kişi olduğuna emindim. Çoktandır bir yetmişlik bitirmemiştim, bu gece bütün kadehlerim içimde yıllardır tükenmeyen, tüketemediğim bir aşkın bıçak darbeleriyle öldürülüşüne.

“İstanbul Bağcılar’da aralarında şiddetli geçimsizlik olduğu öne sürülen Okan K.(44)  ile Nesrin K. (37) arasında sebebi belirlenemeyen bir nedenden dolayı çıkan tartışma sırasında, Okan K. mutfaktan aldığı ekmek bıçağı ile Nesrin K.’yı 3 çocuğunun gözü önünde onbeş yerinden bıçaklayarak öldürdü. Olay, Nesrin K.’nın büyük kızı H.K. (6)’nın komşularına haber vermesiyle ortaya çıktı. Kadının, olay yerinde öldüğü ve Devlet Hastanesi morguna kaldırıldığı bildirildi. Yaşları 6 ile 2 arasında değişen biri kız 3 çocuk devlet tarafından koruma altına alınarak sosyal hizmetler çocuk esirgeme kurumuna yerleştirildi. Olaydan sonra kaçan zanlı Okan K. yakalanarak gözaltına alındı. Zanlı, olayla ilgili açıklama yapmaktan kaçındı. “

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Yorum yapmak ister misiniz? »

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI

Yorum yapın

XHTML: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.