Fanteziler, Tutkular, Saplantılar ve Cinayet

Teni çok sıcaktı ve titriyorduk her ikimizde.. İlk defa birlikte olmuyorduk ama burada her seferinde aynı heyecanı yaşıyorduk.. Evlerimiz boş olmadığında tek buluşma mekanımız burasıydı.. Uzun zamandan beri hiç kimse yaşamıyordu burada. Tek katlı, boyası dökülmüş, bazı pencereleri kırılmış, tabandaki döşemeleri ısınmak isteyenlerce yer yer sökülmüş, farelerce kemirilmiş, küf ve sidik kokan, ama her şeye rağmen yatak odasında hala duran gıcırdayan eski yatakla aşk yuvamızdı. Evdeki eşyalar hemen hemen tümüyle talan edilmişti. Kapısı kırıktı, sürgüleri koparılmıştı, gündüzleri çocuklar oyun oynar, bazı geceler sarhoşların konakladığı iddia edilirdi. Evimizin yakınındaki bu ıssız ve izbe, köhnemiş binanın soğuk duvarlarında iniltilerimiz birbirine karışıyordu. Mümkün olduğunca sessiz olmaya çalışsak da, yirmili yaşların verdiği genç ve diri bedenlerimiz bizi pek dinlemiyordu.

Gökte dolunay vardı. Ayışığında kusursuz tenini hayranlıkla seyrediyordum. Ellerim körpe ve karanlıkta bile parlayan bembeyaz vücudunda daireler çiziyor, dilim dudaklarının arasında yeni yerler keşfediyordu. Çırılçıplak bedenlerimiz birbirine yapışmış ama hala tek vücut olmamıştık. Dudaklarından boynuna, boynundan göğüslerine, göbeğine ve muhteşem aşk üçgenine kadar her santimetresini öpüp yalayıp emdikten sonra aynı istikamette yukarı çıkarak, her zaman yaptığım gibi bacaklarını ayırıp kaygan ve ıslak sıcaklığa karıştım.. Nefeslerimiz sıklaşmış, hareketlerim iyiden iyiye sertleşmişti.. Bir uyum içinde son noktaya ulaştığımızda, ikimiz de Ağustos sıcağının içimizdeki şehvet yangınıyla buluştuğu gecenin bu saatlerinde terden sırılsıklam bir vaziyetteydik.. Üzerinden kalkarken çenemdeki ve burnumdaki ter damlacıkları göğüslerine damlıyordu.. Ne olduysa tam o sırada oldu.. Karanlık odada, arkamda bir gölge hissetmemle, sevdiğim kadının çığlık atması aynı zamanlamadaydı.

“Orda kalın, kıpırdamadan” .. Arkamı döndüğümde, 45 yaşlarındaki mahallenin sarhoşu Ali’yle gözgöze geldim. Kemeri ve fermuarı çözük bir şekilde pörtlemiş gözleriyle suratıma bakıyordu. Biz sevişirken bizi izlediği ve hatta mastürbasyon yaptığı belliydi.. Elinde ucuz bir şarap şişesi, köpeköldüren cinsinden olduğu şişeyi kafasına diktiğinde yüzünü buruşturmasından anlaşılıyor.. “O sürtüğün tadına bi kere de ben bakmadan hiçbir yere gidemezsiniz, buradan öyle hemen çıkış yok” Donmuş bir halde, üstelik elbiselerimi dahi o şaşkınlık ve korkuda bulamamış, çırılçıplak ve boş gözlerle neler söylediğini anlamaya çalışıyor ama aslında hiçbir şey anlayamıyordum.. Üstelik ilk defa başıma gelen bu durum, korkudan beni yeniden erekte etmişti..

Kafamı çevirip sevdiğim kadına bakmak aklıma geldiğinde, hafifçe yan gözlerle onu süzdüm.. Üzerine tuttuğu kıyafetleri ile önünü  ve göğüslerini kapamaya çalışıyor, korkudan kesik kesik ve bir kedi yavrusu gibi sesini çıkarmadan mırıltılarla ağlıyor ve titriyordu. Sarhoş Ali, içtiği şişeyi bitirdiğinden emin olarak ki bunu da şişeyi tam ters çevirerek yaptı, şişeyi duvara vurup kırdı ve bize doğru tuttu. Şimdi artık bize karşı kullanabileceği bir de silahı vardı..

Daha en fazla üç- dört dakika önce zevkten mayışmış şehvet terleriyle dolu vücutlarımız, şimdi korkudan titriyor ve soğuk soğuk terler akıtıyordu.. Sevdiğim kadına ardı sıra hakaretler ve küfürler yağdırıyor, O yatakta korkudan  iyice kıvrıldıkça iğrenç kahkahalar atıyordu. Koluna salyalarını sildi. Boşta olan elinin tersiyle hala önünde öylece duran beni duvara doğru itti.. “Siktir lan ibne çekil kenara”.. Korkuyordum, hatta daha kötüsü ikimizin de korktuğunu biliyor ve bundan çılgınca bir zevk alıyordu Sarhoş Ali.. Duvara sendelerken bir an önce bir şey yapmam gerektiğini düşünüyordum bir taraftan da.. Kaçma imkanım vardı, Sarhoş Ali’nin bütün düşüncesi, aklı ve bedeni tamamen sevdiğim kadına yönelmiş, kendince hedefe kilitlenmişti.. Sevdiğim kadının gözleri büyümüş, şimdi ağlamıyor ama korkuyla bana bakıp kafasını iki yana sallıyordu. İlk şoku atlatmıştı o da.. Yardım istiyordu bakışları, korkuyorum diyordu.. Kaçmayacak, sevdiğim kadını bir şekilde bu adi adamın ellerinden alacaktım.

Dakikalar o kadar yavaş işliyordu ki.. Sanki saatlerdir aynı durumdaydık.. Ali, benim kaçıp gitmemi bekliyordu sanırım, beni umursamadan yatağın üstüne çıkmış, elindeki kırık şişe parçasını sevdiğim kadına tutarak kendisine direnmesini engelliyordu.. Oldukça pis bir nefesi olduğuna kanaat getirdim sevdiğim kadının yüz ifadelerinden.. İğrenç, kaba ve tüy ormanı diğer eliyle sevdiğim kadının çıplaklığını örtmek için eliyle tuttuğu elbisesini tek hamlede çekip aldı. “Harika, yakından çok daha güzelmişsin sürtük, şimdi gerçek bir erkekle tanışma zamanın” Kahkahaları çok sadistçeydi. Eline doladığı giysi parçalarını koklayıp salyalarını bunlara da sildikten sonra arkaya doğru fırlatıp attı.. Tek eliyle kemeri ve fermuarı açık pantolonunu dizlerine kadar sıyırdı ve sevdiğim kadına ilk emrini verdi: “Yalamaya başla kahpe”

O anda gözüme düştüğüm yerin hemen dibinde duran üzerinde iki üç tane paslı kocaman çivi çakılı tahta parçası ilişti. Ali, 1.90 boylarında, iri kıyım bir adamdı, bense ondan daha kısa olmaktan da ziyade, çelimsiz ve değil bir başkasını kendimi bile korumaktan aciz, çelimsiz biriydim. Fakat o anda bunların hiç birini düşünecek durumda değildim. Tahta parçasını sıkıca kavradım ve paslı çiviler olan tarafını aniden tüm gücümle Ali’nin sırtına saplayıp yine olanca gücümle geri çektim. Ali, canının acısıyla geriye doğru sendeledi. Benden böyle bir hareket beklemediğinden gözleri dönmüş, yuvalarından fırlayacak gibiydi. Ay ışığının aydınlattığı odada şimdi her zamankinden daha korkunç görünüyordu. Yara almıştı ve canı yanıyordu. Bunu fırsat bilip tekrar tekrar rastgele savurmaya başladım çivili tahtayı. Koluna, bacaklarına, omzuna, kafasına.. Nasıl bir şartlandırmayla kendime bir güç kazandırmışsam artık, akan kanlara aldırmadan, bağırışları duymadan vurmaya devam ettim. Ali’nin elindeki şişe parçası çoktan düşmüş, sevdiğim kadınsa ardı sıra meydana gelen olayların şokuyla yine iyice büzüşmüştü olduğu yerde.. Adamın ağza alınmayacak küfürlerini duymazdan geliyor, yakaladığım bu fırsatı sonuna kadar değerlendirmeye çalışıyordum. Nihayet, sevdiğim kadının korkudan yatakta büzüşmesi gibi, Ali’de yıkıldığı yerde büzüşmüş, elleriyle başını ve ben vurdukça vurduğum yerlerini korumaya çalışıyordu. İlk defa o anda konuştum Ali bizi yatakta yakaladığından beri: “Nasıl oluyormuş ha orospu çocuğu iyi geldi mi hıı? Daha ister misin haa?” Ali’nin küfürleri, tehditleri yalvarmaya dönüşmüştü. Ama benim durmaya niyetim yoktu. Gözüm dönmüştü. Ali’nin sesi kesilene, elleri tamamıyla hareketsiz kalana kadar vurdum. Bu ne kadar sürdü bilmiyorum.

Sevdiğim kadına giyinmesini söylediğimde, korku dolu gözlerle yataktan fırlayıp giysilerini alelacele üzerine geçirmeye başladı. Tahta hala elimdeydi. Ali’nin kalkmayacağından emin olamıyordum. Sanki o pis kahkahalarını yeniden atarak doğrulacak ve ikimizin de icabına bakacaktı. Bir elimde kanlı sopa olduğu halde, bende giyindim. Kendimin farkında değildim, hala ereksiyon halindeydim ve bu herhalde o an düşünebileceğim en son şey bile değildi. Giyindikten sonra, bütün cesaretimi toplayıp cebimden çıkardığım bez mendille adamın kolundan tutup nabzına baktım, atmıyordu. Kulağımı burnuna getirdim, nefes almıyordu. Ve kana bulanmış mendille kalbine baktım, atmıyordu. Öldüğünden emindim artık. “Ölmüş mü?” dedi, titreyen sesiyle.. “Hı hı” diyebildim sadece başımı sallayarak.. Şimdi odaya dolan ay ışığının altında yalnızca ikimizin gölgesi vardı.

Karanlıkta görebildiğimiz kadarıyla, odada kendimize dair hiçbir şey bırakmadık. Üzerinde defalarca seviştiğimiz ve görünen o ki Ali gibi kimsesiz sarhoşlarında geceyi geçirdikleri artık iddia değil gerçek olan ter ve sidik kokulu yatağı, üzerine cinayet aletimizi ve kanlı mendili de atarak, kibrit ve yerdeki birkaç parça gazete kağıdıyla ateşe verip bizi tehlikeye sokacak maddelerin yandığından emin olduktan sonra, yerde cansız yatan Ali’nin bedenine nefret dolu bir bakış fırlatarak bu kullanılmayan izbe evden ayrıldık. Sevdiğim kadın hızlı adımlarla evinin arka tarafına geçti ve tek katlı evin arka penceresini sessiz sayılabilecek şekilde birkaç kez vurduktan sonra açılan pencereden içeri süzüldü. Kız kardeşi yatmamıştı ve onu bekliyordu. Olayla ilgili hiç konuşmamıştık ve ben merak ediyor, aynı zamanda da korkuyordum kardeşine anlatacaklarıyla ilgili.. Korkumun gereksiz olduğunu anlayacaktım.

Gece bekçisinin düdüğünü duydum uzaklardan. O daha belki sokağa bile yaklaşmadan, ben de hemen köşe başındaki evimize girip, küçük piknik tüpünün üstündeki kazana biraz su doldurdum ve az ısıttıktan sonra banyomu yapıp yattım.. O gece hiç uyumadım..

Ertesi sabah, hiçbir şey olmamış gibi kalktım. İşe gitmek için o eski evin yanından geçerken, nasıl oldu da yaktığımız ateşte bütün evin yanmadığına hem hayret ettim, hem sevindim hem de üzüldüm. Acaba geride hiçbir iz kalmış mıydı.. Gün boyu aklım hep o evde oldu.. Akşam başımın ağrımasını bahane edip izin alarak biraz erken çıktım ve eve gittim.. Polis arabalarını evimin önüne görsem hiç şaşırmayacaktım. Ama böyle bir şey hiç olmadı. Öğrendiğime göre, sabah çocuklar saklambaç oynarken bir tanesi o eve giriyor ve yerde delik deşik olmuş ceseti görünce korkudan bağırarak dışarı kaçıyor ve sonrasında sarhoşu öldürdüğüm yer ana baba yerine dönüyor. Cesedi kaldırıp yanmış yatağın üzerine bırakıyorlar. Ayak izleri, içerde içilen sigara izmaritleri, tükürükler, kusmuklar birbirine karışıyor polisler gelene kadar.. Deliller varsa da karmaşa ve curcuna içerisinde istemeden yok ediliyor.

Polis de sanırım böyle bir olayla uğraşmak istemediğinden, birkaç gün içinde olay kapandı. Bizden kimse şüphe etmedi. Kimse bizi görmemiş, kimse bir şey duymamıştı. Bu, sevdiğim kadınla aramızda ölene kadar saklı kalacak bir sırdı. Olaydan sonra sevdiğim kadınla da bir daha görüşemedim. Birkaç defa yaptığım görüşme talebine hep olumsuz yanıt verdi. Yapabileceğim tek şey onu da, o olayı da mümkün olduğunca çabuk unutmak olacaktı. Yaptım da.. Ama o hiç unutmadı. Hep de sustu. İkimizi de açık edecek hiçbir şey yapmadı asla.. Birkaç sene sonra ise tarım ilacı içerek intihar etti. Etrafındakilere söylediğine göre sürekli korkunç rüyalar görüp duruyormuş. Bütün bu rüyalar bu olaydan sonra olmuştu elbet.. Dayanamadı ve kendine ölümü seçti.. Bense o geceden sonra rüyamda Ali’yi de, ona benzer bir şeyi de asla görmedim. Hiçbir zaman. Galiba o yüzden travma bile geçirmeden o olayın etkilerini bu kadar çabuk atlattım. İlk zamanlar her akşam evimin önünde bir polis beklediğini düşünerek korkuyla eve geldiğimi saymazsak tabi..

*-*

Arabamı garaja park edip, çıkacağım sırada, yan binanın garaj boşluğundan çığlığa benzer sesler duydum. İlk başta boğuşma olduğunu düşündüğüm seslerin, biraz daha dikkatlice dinleyince sevişme sesleri olduklarını fark ettim. Yandaki triplex binanın genç sahibi ve sahibesi fantezi yapıyor olmalıydılar garajda. Öyle ya, koca üç katlı ev dururken bu saatte garajda işleri ne.. Merak ağır basmıştı. Saate baktım. Gecenin bir buçuğu neredeyse.. Evin yan tarafında bir ışık vardı, garajdan gelen bir ışık.. Sessiz adımlarla alçak bahçe duvarından atlayıp ışığın olduğu yere doğru gittim. Küçük bir pencere vardı, havalandırma için yapılmıştı ve eminim ki garajı gösteriyordu.

Küçük pencereye doğru eğildim dizlerimin üstünde ve içeriyi görmeye çalıştım.. Tam düşündüğüm gibiydi.. Lüks ciplerinin ön kaputuna kadın oturmuş bacaklarını açmış, adamsa kafasını kadının bacaklarının arasına gömmüştü.. Kadının elleri adamın saçlarına dolanmıştı, başına geriye doğru atmıştı kadın ve göğüslerinin uçlarının büyüdüğü apaçık ortadaydı.. Tam tepelerinden onları izliyordum ve bu merak bende istek uyandırmıştı.. Kadının dolgun ve diri göğüsleri, pürüzsüz yanmış teni ve sapsarı tüyleri.. Adamla kadın yer değiştirdiler ve şimdi kadın adama bütün hünerlerini gösteriyordu. Çok ustaca yalıyordu kadın, porno filmlerden çıkmış bir sahneyi andırıyordu izlediklerim.. Kadının uzun sarı saçları beline kadar uzanıyordu ve fazlasıyla tahrik ediciydi.. Adamın bir eli kadının saçlarında, diğer eliyse diri göğüslerindeydi..

Öylesine dalmıştım ki izlemeye, yoldan biri geçse çok fena yakalanacaktım. Etrafıma göz gezdirdim, çevre binalarda ışık belirtisi veya herhangi bir ses yoktu ve kimselerin olmadığına kanaat getirdikten sonra seyretmeye devam ettim. Şimdi kadın adamın üzerine oturmuş ve deli gibi zıplıyordu.. Dizlerimin üstünde durmaktan yoruldum ve beton zemine oturdum. Komşularımla muhabbetim sohbetim vardı, ama onları böyle hiç hayal etmemiştim. Zaten kim komşusunu böyle hayal ederdi ki.. Kibar, efendi ve çok naziktiler bana karşı daima. Birkaç defa mangal partisi bile vermiştik birlikte bahçelerimizde. Hem şaşkındım, hem de hakikaten tahrik olmuştum gördüğüm manzara karşısında. Kadın zıpladıkça dolgun göğüsleri aşağı yukarı sallanıyor, adamsa ağzını açmış, yakaladıkça ısırıyordu göğüslerinin uçlarını kadının.. Adamın elleri kadının kalçalarındaydı.. Sıkıyor, arada bir tokat atıyordu kadının kalçalarına.. İnleme sesleri haricinde konuştuklarını duyamıyordum ama inlemelerinde her ikisi de oldukça cömerttiler..

İstem dışı olarak elimle fermuarımı açmış, aletimi çıkarmış ve mastürbasyona başlamıştım.. Neler yapıyordum ben..  Terlemiştim.. Uzun kollu gömleğimin kollarına terimi sildikten sonra hem izlemeye hem de mastürbasyona devam ediyordum. Adam şimdi kadını ters çevirmişti. Kadın kollarını arabanın ön kaputuna dayamıştı. Adam aletini yerleştirmekte zorlanıyordu. O an fark ettim ki adamın aleti oldukça kısa ve inceydi, arkadan kadına yetişmiyordu. Gülümsedim..

Bu sevişme ayininin bu seks ritüelinin daha çok uzayacağı belliydi, fakat bende erken boşalma sorunu vardı yıllardır ve nitekim birkaç dakika içinde şiddetli bir şekilde boşaldım.. Aletimi içeri sokup fermuarı çektim, ayaklarımı uzattım ve bir sigara yaktım. Kadınla adam sevişmeye devam ediyorlardı. Sürekli pozisyon değiştiriyorlardı. Bu fantezi onlar için oldukça eğlenceliye benziyordu. Sigaramı atıp, onları baş başa bıraktım ve alçak duvardan geçip evime girdim. Doğruca banyoya gidip duşumu aldım ve rahatlamış bir şekilde horlayarak uyuyan eşimin yanına uzandım.

*-*

Ertesi gün adamla kadının cesetlerini garajda bulmuşlar. İkisi de çırılçıplakmış bulunduklarında. Cinayeti işleyen veya işleyenler hiçbir iz bırakmamışlar arkalarında. Bir telle boğmuşlar ikisini de. Ve defalarca tecavüz etmişler kadına. Olay yeri inceleme ekibinin tek bulduğu kanıtlar, garajın ufak penceresindeki parmak izleri, betondaki sperm kalıntıları ve bir sigara izmariti.. Üstelik o gece karşı binalardaki komşulardan biri gece su içmek için mutfağa geçtiğinde beni alçak duvardan atlarken gördüğünü iddia ediyordu. Uyku sersemliğiyle ne yaptığıma dikkat etmemişti demek ki. Tek zanlı olarak aynı gün sahibi olduğum işyerinden çıkışta yaka paça göz altına alındım. Senaryoları hazırdı. Onları sevişirken görmüş ve bende kadınla sevişmek istemiştim. Direnince yanımdaki telle her ikisini de boğmuş ve tecavüz etmiştim. Adamın da tecavüze uğradığı, adama fiili livatada bulunulduğu adli tıp raporunda ortaya çıkmıştı. Dna raporları da orada o gece bulunduğumu ispatlıyordu.. Ne yaptımsa da katilin ben olmadığımı ispatlayamadım. İnsanı kemiren bir merak, küçük bir dikkatsizlik, yaşından utanmayan ihtiyar sapık bir katil damgası yememe neden olmuştu. Etrafta güvenlik kameraları yoktu, benim duvardan atladığımı gören komşum haricinde olaya şahit olan, ses duyan hiç kimse de yoktu. Anladığım kadarıyla evlerine gelenler kesinlikle yabancı değillermiş, eve de zorla girmemişler, kapıda buna dair herhangi bir emare yokmuş, ayrıca kadının ya da adamın üzerinde ne bir boğuşma izi, ne meni ya da tükürük, ne de başka herhangi bir şey.. Hiçbir şey yokmuş.. Ustaca bir oyunun tam ortasına düşmüştüm haberim olmadan..

Ailem, çocuklarım, hiç kimsenin bana inanmaması içine düştüğüm durumu daha da kötüleştiriyordu. Ne saygınlığım, ne de itibarım kalmıştı. Gazeteler çarşaf çarşaf bu haberi veriyor, olmayacak öyküler yazıyorlardı. Kadınla gönül ilişkim olduğundan tutun, aslında adamla eşcinsel bir ilişki yaşadığıma kadar. Onlardan yüklüce bir borç aldığımdan ve ödemeye yanaşmadığımdan tutun, bu şımarık zenginlerin yataktaki üçüncü partnerleri olduğuma kadar.. Çok iğrenç bir tezgaha kendi ayaklarımla düşmüştüm. Trajikomik bir olaydı. Tam 35 yıl evvel faili olduğum bir cinayetin ve akabinde dolaylı da olsa sebebi olduğum bir ölümün cezası yıllar sonra ancak kesilmişti.

*-*

“Başka bir şey var mı?” diye sordu Cezaevi Müdürü baş gardiyana, “Mahkumun ranzasında.” “Hayır efendim,” diye cevap verdi gardiyan, “Sadece bu mektup ve ailesinin fotoğrafları..” “Jileti nereden bulmuş, öğrenebildiniz mi?” Gardiyan kaşlarını kaldırarak cevapladı “Hayır efendim, araştırıyoruz, bütün mahkumları çıkardık, ranzalar ve mahkumların üstleri tek tek aranıyor. Herkesi tek tek sorguluyoruz”

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Yorum yapmak ister misiniz? »

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI

Yorum yapın

XHTML: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.