Samsun’da “seninle” güzel bir gün..

Hadi gel, seninle yeşille mavinin, tarihle doğanın tek vücut olduğu memleketimde küçük bir yolculuğa çıkalım. Ellerini ellerime ver, gözlerin gözümde olsun, yüreğinse yüreğimde; beni kaybettiğini düşündüğün anlarda sesimi takip et, sesimde bulursun beni yalnız sana açık özümle birlikte. Yorulursan gölgemde dinlen; ellerimle silerim gül kokan terini, ola ki terlersen. Hesapsız, kitapsız, çıkarsız bir yolculuk olsun bu; başlangıcındaki heyecan nasıl mutluluk verdiyse, bir gün olur ya biterse eğer, bittiğinde de pişmanlık değil yine mutluluk olsun kalplerde, tatlı bir gülümseme yayılsın yüzlere.

Tarihi yönlendirenlerin huzurla yattığı Kral mezarlarını mı görmek istersin ilk önce, yoksa Amazonların mistik atmosferini mi solumak ciğerlerine? Yeşilin maviyle bütünleştiği yüzen adalara mı gidelim, yoksa koca bir geçmişe meydan okuyan Asar Kale‘yi mi görelim? Ya da Amisos tepesinde güneşin doğuşunu seyredelim seninle. Yeni bir güne başlarken birlikte, güneşin tatlı sıcaklığı vursun yüzlerimize tüm çıplaklığıyla öylece. Yeni doğan günün turuncu ve kızıl şafağa tüm ruhunu teslim ederek vuruluşuna hayran kalalım uykudan yeni uyanmış gözlerimizle. Taze bir başlangıç olsun sen gibi, ben gibi, biz gibi gerçekten sevgiye değer verenlere ve aşk’ı yaşamasını bilenlere.

Seni memleketimin serin yaylalarına götüreyim; güneş yağarken öğle vaktinin sıcaklığına. Yaylalarımın buz gibi serin sularını içireyim sana kana kana. Irmakların, çayların, göllerin kıyılarında dinlenelim gökkuşağının maviden turuncuya bütün renklerinin altında. Çatlamış toprağın nefis kokusunu sunayım toprak renkli çömleklerde. Bir daha göremeyeceğin lezzette meyvelerden tattırayım sana, püfür püfür esen ikindi rüzgarlarının gölgesinde. Kuş cennetinde binbir renkli çiçeklerin insan ruhuna işleyen hoş kokusunda, bir festival havasında şakıyan kuşların cıvıltısında yürüyelim elele kendi öykümüzde.

Alın teri kokan köylerimin ahşap evlerinden birinde taş fırından yeni çıkmış taze köy ekmeğinin buharında üzerine ev yapımı tereyağını sürüp yerken, buz gibi soğuk yayık ayranlarını yudumlayalım elleri çalışkanlıktan nasır bağlamış güzel insanlarımın sevgi dolu misafirperverliğinde.

Kızılırmak nehrini seyrederken karşılayalım akşam vaktinin usulca göğe yükselişini. Aydınlık karışırken karanlığa, birlikte yudumlayalım aşk’ın içkisini kutsal bir karşılama törenini ifa eder gibi, kadim Tanrılara adanmış soylu bir ibadet gibi. Dursun zaman, dursun dünya, aşk’a boyansın her yer aşksız tek bir nokta kalmamacasına; bu masal hiç bitmeyecekmiş gibi uzanırken biz Yeşilırmak nehrinin koynunda.. Yasla omzuma başını, bırak kollarıma bedenini, ay doğarken üzerimize, yıldızlar şahit olsun bu isyankar ama tertemiz sevdaya.

Batan günün ufkunda sarhoş olarak getirelim geceyi. Önce bir tekne gezintisi yapalım seninle Karadeniz’in uçsuz bucaksız sularında dilimizde memleketimin ezgileri, tepemizde dolunay dans ederken yıldızlarla. Sahilinde kumların üzerine çıplak ayaklarımızla birlikteliğimizin izlerini kazıyalım, deniz kabukları toplayalım çocuklar gibi şen şakrak, yakamoza kaptıralım kendimizi; gecenin sonundaysa Karadeniz’in mavi sularına bırakıp çıplak bedenlerimizi, aşk’la yıkayalım birbirimize karışan tenlerimizi.

İkiyken bir olalım sevgili; geriye bakmadan, eskide takılmadan, yolumuzdan geçen “kahpe”lere inat, ayaklarımıza takılan “adi”lere inat, bizi kandırdıklarını zanneden “çiğ”lere inat, küllerimizden şimdi yeniden doğalım!

***

NOT: Kral mezarları: Bafra, Kuş Cenneti: Bafra, Kızılırmak: Bafra, Asar Kale: Bafra, Yüzen adalar: Ladik, Amazonlar: Terme, Yeşilırmak: Çarşamba, Amisos tepesi: Samsun Merkez, Karadeniz: Samsun Merkez ve denize kıyısı olan ilçeleri

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Yorum yapmak ister misiniz? »

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI

Yorum yapın

XHTML: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.