Ve aşkın en acımasız silahıydı özlemek!

(Öyle bir zaman ve öyle bir haldeydim ki.. Rüya mıydı yaşadıklarım, yoksa bir kabus muydu bu uyandığım?)

Kendimi arıyordum kendimce; başka başka tenlerde, terli, ıslak, isterik bedenlerde. O tenler ki her birinin ayrı bir hikayesi vardı benim için. Kimi zevk için, kimi aşk için; kimi pişmanlığım, kimi gözyaşım; kimi aldanışım, kimi sarhoşluğumdu.

Kanını içtiklerim, kanımı içenler, etini yediklerim, etimi yiyenler, sevdiklerim, sevildiğimi sandıklarım, sevemediklerim ve ben diye bildiğim bütün o sahipsiz kalmış bensizliklerde arıyordum kendimi. Elimde dünden kalmış eski bir siyah-beyaz fotoğraf, avucumda yağmurdan silinmiş adressiz yırtık bir adresle!

Anladım ki çıkmaz sokakların ortasındaydım. Ve çıkmaz sokaklarda kaybolmuştum bir başıma..Ne zaman, hangi tarihte, ne için ve daha önemlisi “kim için” çıkmıştım bu çıkmaz sokaklardaki yolculuğuma, onu bile unutmuştum!

(Hatırladığım bir şey vardı oysa. İnsanların kendileri olmalarının güzelliğini fark edemeyip kendileri olmaktan anla-ya-madığım bir biçimde korkmaları, utanmaları ve kendilerine ısrarla yeni yeni yalan dünyalar sahte benlikler yazıp çizip oynamalarının ne kadar ucuz, ne kadar banal ve ne kadar sahte olduğuydu.)

Beklenen son beklenmedik biçimde geldi benim için sonra.. Kendi kalbimi imha etti içimdeki intihar komandosu. Bilinmelidir ki en büyük aşk katliamıdır bu yaşanan bedenimdeki. Kimse değildir sorumlusu ve dahi değildir bundan böyle kimse için kalbimdeki bu hain pusu.

Şunu bildim ki kendi kendimin katili, kendi kendimin haini, kendi kendimin şarlatanı, kendi kendimin eksisi artısı, eksiği ve fazlasıydım ben! Kendime yetendim ben, kendimle yeten!

Amacım amaçsızlığımda gezinirken yollarım kıyısızlığımla sevişiyordu darmaduman. Ve aşkın en acımasız silahıydı özlemek!

İşte; Yine karanlıktaydım istemesem de. Kendi çöplüğümde, kendi karanlığımda! Hem sırılsıklam, hem körkütük, hem de delidolu, çılgınca bir zifiri karanlık.

(Gözlerimden uyku akıyor, gecenin üç otuzu çok olmuş geçeli, saat artık sabah ezanına oldukça yakın sayılır. Ait olduğum saatlerden siyah bir örtünün içinde yavaş yavaş çıkıp, tan vaktinin o karşı konulmaz kızıllığını görmek için bekliyorum uykuya dalıp gitmeden önce.. Bekliyorum.. Turuncu bir bekleyiş bu.. Dışarıda yağmur sesleri..)

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Yorum yapmak ister misiniz? »

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI

Yorum yapın

XHTML: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.