Sana geliyorum desem imkansız aşkım..

Biliyor musun, seni ne çok özlemişim yokluğunda.. Küllenip kaybolur sandığım aşkının ateşi çığ gibi büyümüş de içimde, fark edememişim.. Biliyor musun, ben sadece seni sevmişim aslında.. Senden önce yaşadığım her ne varsa unutmuşum.. Senden sonra kimseye kalbimin anahtarını verememişim.. Sanadır bu seslenişim sevgili yar, aşılmaz yolları aşıp, geçilmez nehirleri geçip, doruksuz dağlara çıkıp kapına gelmişim.. Beni duy diye.. Sesime kulak ver diye.. Sana gelmişim..

Nasıl dayandım bunca zaman yokluğuna.. Düşündün mü hiç.. Öyle anlar yaşadım ki, pes dedim bazen, sen kazandın hayat.. Boşuna dedim yaptığım bütün mücadeleler. Savaşlarım, yenilgilerim, zaferlerim.. Ne geçti sanki elime. Mutluluk mu? Aşk mı? Özgürlük mü? Yoksa elimdeki yalnızca ve yalnızca gırtlağıma kadar dayanmış lanet olasıca bir acı mı? Cevaplandıramadım..

Senden sonra da gizledim insanlardan acıya boyalı yüzümü. En mutsuz anımda bile yalancı kahkahalar attım. Belki kimse görmesin istedim içimdeki yalnızlığımı.. Korktum belki de yalnız kaldığımda kendimden. Oysa bir bütün içinde zaten yalnız ve çaresizdim.. Göz yaşlarım teselli değildi. Dualarımsa yerine ulaşmadı.. Umut? Umut kalmadı ki!

Saatler geçmek bilmiyor, uzadıkça uzuyor geceler, ve ben yalnızlığın koynunda büyütüyorum hüznümü.. Dinmiyor sancısı gecelerin, üstüme üstüme geliyor sanki karanlıkta gölgeler ve ben dört duvar arasında büzülmüş, ağzımda hala kimbilir hangi aralık sönmüş bir sigaranın izmariti, yı(kı)lmış bir halde bekliyorum güneşin doğmasını. Ama güneş bana inat, gün bana inat doğmuyor bir türlü ve ben karanlık gecelere tutsak, yitiriyorum bir vakit daha, sensiz anlam ifade etmeyen ömrümden..

Kendimi de anlamsız görüyorum yokluğunda.. Hiçbir şey eskisi gibi değil senden sonra.. Günlerim silik ve uykusuz, gecelerim kabus yüklü, umutlarım firarda, acılarım doludizgin artmakta, gözlerim sel olup ıslatırken toprağı, aşkının ateşi hala bir çığ gibi beni yakmakta.

Sevginin yüceliğinde, sevgimin derinliğinde ve sevgimin okyanus gibi uçsuz ikliminde sevgimle dolu bir yürek sunmuştum sana bir zaman önce, ‘‘sadece sev’’ diye.. Söylesene sen bu yüreği gerçekten sevebildin mi? Koyabildin mi bir an olsun, aşkımı kalbinin en güzel yerine? İsterdim ki koşulsuz, hesapsız, kitapsız sevebilseydin beni.. İsterdim ki zincir vurmasaydın, hapsetmeseydin aşkımızı ayrılık zindanlarına.. Ama sen dönüp bir kere bile bakmadan aşkımın kutsallığına, saldın gecenin koynuna beni hayasızca..

Gecede hüzün var, gecede acı var, gözyaşı var, dinmeyen bir sancı var gecede.. Gecede her şey var da bir tek sen yoksun..

Zifiri karanlık kuytu köşelere gizlenmiş gibisin gecenin sessizliğinde, o kadar uzak o kadar erişilmezsin yani artık bana.. Bazen de ensemde hissediyorum nefesini, o kadar yakın oluyorsun tenime, içim ürperiyor, bedenimi okşuyor belli belirsiz nefesin.. Gülüşün geliyor aklıma sonra, içinde binbir anlam gizleyen esrarlı gülüşün. Bir volkan gibi ateşler içinde kıvrandıran, gamzeli tebessümün. Çaresizdim gülüşün karşısında da her zaman, gidişin karşısındaki çaresizliğim gibi..

Dedim ya, senden arta kalan, seninle olan her şey yine var hayatımda, ama bir tek sen yoksun!

Şimdi her şey için çok geç, değil mi? Biliyorum.. Dönüş var mı geriye? İsyanlarım seni bana geri getirebilir mi? Feryatlarımı duyabilir misin yanında olamasam da? Peki beni tekrar sevebilir misin ayrılığa dair bütün anıları yaşanmamış sayıp silip atarak ve her şeye yeniden başlayarak?

Sana geliyorum desem.. Üzerimde sensizliğin yoğun kokusu, yalnızlığın ölüm korkusu ve hasretin birikmiş tortusuyla.. Sana geliyorum desem.. Kabul eder misin?

İmkansız mı diyorsun yoksa? İşte ben de seni onun için bu kadar çok seviyorum ya imkansız aşkım!

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Yorum yapmak ister misiniz? »

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI

Yorum yapın

XHTML: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.