Hadi gidelim sevgilim…

Hadi, kaybettirelim kendimizi bu şehirden… Bizi bulamayacakları, bizi tanıyamayacakları bir şehre gidelim seninle.

Bir şafak vaktinde düşelim yola.. Şehrin puslu havasına, şehrin alabildiğince kasvetine inat umut dolu yüreklerimizle omzumuza yaşanacakları sırtlanıp çekip gidelim sessizce.. Kimse hissetmesin yokluğumuzu, kimse anlamasın gidişimizi.. Arkamızdan mendil sallayan, arkamızdan su döken olmadan gidelim sevgilim..

Gidelim.. Gideceğimiz yer ufak, kendi yağında kavrulan, henüz beton yığınlarına dönüşmemiş, keşfedilmemiş bir sahil kasabası olsun..

Herkese yabancı olduğumuz, ve herkesin yabancı olduğu bir yer olsun.. İnsanları ikiyüzlülükten, arsızlıktan, namussuzluktan, şerefsizlikten ve dahi bencillikten uzak, sıcak, samimi ve içten olsun..

Gittiğimizde yabancılık çekmeyelim..

Yeni yeni insanlar tanıyalım.. Yeni hayatlar keşfedelim, yeni hikayeler dinleyelim gittiğimiz yerde.. Ama hepsi su katılmamış süt gibi gerçek olsun.. Terk ettiğimiz şehrin bayalığından ve yalanlarından uzak olsun dinlediklerimiz.. Üzüntüleri de neşeleri de kederleri de mutlulukları da sahte olmayan bu insanlara hayran kalıp her gün biraz daha utanalım acınası başkalaşmışlığımızdan.

Öyle bir şehir olsun ki, kumsalında aşkla yanalım, yağmurunda sırılsıklam ıslanalım, kış mevsiminde kar topu oynayabilelim. Küçücük evimizde yağan karı hayranlıkla izlerken, yanan sobamızın üzerinde pişmiş kestanemizi yerken çayımızı yudumlayalım..

Hadi gidelim sevgilim..

Öyle bir şehre gidelim ki, her mevsim farklı meyvelerini toplayalım bahçemizden.. Erikler, kirazlar, portakallar, elmalar, üzümler ve aklıma gelmeyen tadından yenmeyen diğer meyveler yetiştirelim..

Çocuklar dadansın bahçemize.. Tahtadan çitle çevrili bahçemize girip gönüllerince yaşasınlar çocukluklarını.. Biz de küçükken ne duvarlar atlayıp meyveler aşırmıyor muyduk komşu bahçelerinden..

Ormanı olsun mesela gideceğimiz yerin.. Ordan oraya koşarken, kelebeklerin peşine takılalım.. Kuşların cıvıltılarıyla mest olalım.. Bir koca çınara sırtımızı dayayıp yapamadığımız sohbetleri yapalım.. Doğanın büyüttüğü çiçeklerden taç yapayım saçlarına.. Yorulduğumuzda börtü böceğin arasında kırlara uzanmaya korkmayalım.. Gökyüzünü seyredelim uzandığımız yerden..

Kürekleri eskimiş bir sandalımız olsun sonra.. Akşamları denizden birlikte tuttuğumuz balıkları pişir sen, yanında bir çoban salata, taze meyvelerden bir meze tabağı, hadi birde bir büyük açayım, eski bir müzik eşliğinde keyfimize diyecek olmasın.. Balık tutamadığımızda da kasabanın balıkçısına uğrayalım ki yine balıksız kalmasın çilingir soframız.. Adabına uyalım velhasıl..

Hadi, kaybettirelim kendimizi soğuk şehirden.. İzimiz bile kalmasın şehrin tortusunda..

Canımız istediğinde, sahil kenarında bir ateş yakalım gecenin yıldızlarla dans ettiği bir vakit.. Aşk şarkıları söyleyelim birlikte, gözlerimizin içine bakıp.. Seveni sevmeyeni aşığı sarhoşu toplansın etrafımıza.. Ateş bedenimizi, şarkılar içimizi ısıtsın sevgilim..

Oyunlar oynayalım çocuk gibi.. Top sektirelim, ip atlayalım, körebe, sek sek, el kızartmaca oynayalım.. Birimizin yaptığını diğerimiz yapamasın, gülelim gözlerimizden yaşlar gelircesine.. İçimizdeki çocuğu yaşatalım gittiğimiz yerde.. Büyümesine izin vermeyelim..

Yastık savaşları yapalım her gece.. Küçük çocuklar gibi dağıtalım evimizi.. Sonu sevişmelere gebe olsun.. Sonra yine güle oynaya toplayalım her şeyi yerli yerine.. Ben tembellik edeyim, sen kız bana gönlünce..

Bir uçurtma yapalım seninle.. Ama teklif senden gelsin.. Çok sevdiğimi biliyorsun uçurtmaları nasılsa.. Kuyruğunu yine gökkuşağının renklerinde yapalım, ama maviyi de turuncuyu da unutmayalım illa. Serin bir günün öğleden sonrasında hem sahilde uçuralım hem kırlarda hem de eşsiz ağaçlarla bezeli ormanda.. Salalım sonra özgürlüğe, biz gibi o da yolunu bulsun başka bir şehrin semalarında..

El ele tutuşup insanların arasına karışalım bir gün.. Küçük kasabanın tek katlı eski sinemasında sadece birkaç çiftle birlikte en güzel aşk filmlerini izleyelim seninle.. Sen başını omzuma daya, ben saçlarını okşayayım sevgilim..

Kasabanın patika yollarından geçip, yakın bir köy yolunda yürüyelim.. Bir ayçiçeği tarlasına, bir tütün tarlasına, yada hangi mahsulü veriyorsa tarlalar, o tarlalara dalalım.. Güneşin altında alınlarının teriyle çalışan insanların katıklarına ortak olalım.. Aynı şişeden su içelim birlikte.. Çalışalım hatta bütün gün onlarla birlikte yan yana..

Gidelim uzaklara.. İnsanca yaşamanın olduğu yerlere.. İnsanca bir hayata.. Herkesin kardeş olduğu bir coğrafyaya.. Hadi gidelim sevgilim.. Bu şehir boğdu beni ellerinde..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Yorum yapmak ister misiniz? »

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI

Yorum yapın

XHTML: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.