Gülümseyin.. Çekiyorum!

18551_3Hani bakıyorum da şöyle etrafıma, çevremdeki herkes o kadar mutlu ve öylesine keyifli görünüyor ki.. Sağım solum önüm arkam Polyannalarla dolu irili ufaklı.. Herkesin yüzünde ayrı bir gülümseme, şen kahkahalalar evrende yankılanmakta.. Bu durumlarda aklıma ister istemez Halil Sezai geliyor.. Diyor ya “Tuhaflık bende mi?” Ey mutluluğun pirleri, ey sır sahipleri; söyleseniz de bu çekirge kulunuz da bilse bu mutluluğun formülünü ya? Hep size hep size ayıp oluyor ama! Hani gerekirse yazın kitabını da, bakın söz çok paraya satmazsanız almazsam adam değilim icabında..

 

Diyeceğim o ki, maskeler var vesselam o mutluluk pozlarının ardındaki yüzleri gizleyen.. Kaçar mı benden? Kaçın kurasıyım ulan ben? Siz giderken ben dönüyordum bu yollardan.. derdim ama demiyorum işte kibarlığımdan.. Öylesine mutlu bir milletiz ki cinayetler, cinnetler, boşanmalar, adli vakalar almış başını gidiyor.. Kimin eli kimin şeyinde yani cebinde belli değil.. Öyle mutlu mesut bir milletiz ki borç gırtlaktan akıyorken bile mezdeke eşliğinde oryantal takılıyor göbekler atıyoruz.. Ve hatta öyle mutluyuz ki canım ülkemde işsizlik almış başını gitmişse kime ne?

 

Şimdi diyeceksin ki mutlulukla ekonominin ne alakası var? İşsizliğin ne alakası var? Milletin uçkuru bacak arasıyla vurdusu kırdısıyla borcu harcıyla ne alakası var? Sahi, bunu demeyeceksin bana değil mi?

 

Her gün ekranlarda sabah programlarında göbekler eşliğinde kayıpları arıyoruz, katillerin peşine düşüyoruz, yıllardır birbirini görmeyen aileleri birleştiriyoruz, gözyaşları sel oluyor akıyor akıyor akıyor sonra iki oynak müzik oooooh umrumda mı bu dünyaaa durumları.. Al sana mutluluk! Evlilik programlarında güya eş arayan ama kimseleri beğenmeyen padişahın sol billurundan düşme beşinci sınıf şöhret adayları.. Hepsinin hayatı roman, hepsinin hayatı bin bir çileli, hepsinin hikayesi kendi çapında bir başarı ve ayakta kalma öyküsü ama gel gelelim dünyada da yok bir eşleri! Mutluluk?

 

Ya işyerlerinde birbirlerinin yüzüne gülüp arkalarından kuyularını kazmaktan bir beis görmeyenler? Canımlı cicimli bol öpücüklü sahte konuşmaların arasına gizlenmiş gizli kıskançlık ve köpüğü kaçmış çekememezlikler.. Alt perdeden onore eder görünüp azıcık olan zeka pırıltılarını iş yerine bununla değerlendirip ince ince iğnelemeler? Bir yerlere gelebilmek ya da birilerine yakın olabilmek için yalakalık yapanlar, yaltaklananlar, ayak öpenler? Ayaklarının altından koltuk çekilince ise yapılan her tür iyiliği görmezden gelerek bildiği bütün sırları veyahut özel durumları açık etmeyi marifet bilenler? Mutluluk demiştik değil mi?

 

Bir de günümüz aşık mutluları var ki onları es geçersek olmaz.. Bugün a kişisiyle öyle mutlu mesut ve bahtiyar ki, yarın aynı mutluluğu b kişisiyle, bir diğer gün c kişisiyle hatta ertesi gün de d kişisiyle gayet normal bir şekilde yaşayabiliyor.. Sorsan her seferinde “işte aşk dedikleri bu” ya da “sonunda beklediğim aşkı buldum” derler, ama “daha dün şununlaydın ne oldu o büyük aşkınıza” dersen de cevap hazırdır “medeni bir şekilde ayrıldık”, “denedik olmadı, yanılmışım”, “her insan hata yapabilir”, “biz ayrı dünyaların insanlarıyız şekerim” derler.. Sonra da bunun adı aşk oluyor dillerinde.. Standartları mı değişti bu aşkların ben görmeyeli bilmiyorum ki.. Günü birlik ilişkiler tek gecelik yatak arkadaşlıkları, sex partnerliği oldu mu sana allı pullu moderen büyük aşklar..

 

Çok mutluyuz vesselam! Hadi gülümseyin.. Çekiyorum!

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Yorum yapmak ister misiniz? »

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI

Yorum yapın

XHTML: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.