Nerede o eski bayramlar..

bayram-mesajlariRamazanın adı da tadı da bayramı da bir başkaydı sanki “biz çocukken”.. Jenerasyon değiştikçe, yeni nesil ve gelişen teknoloji ile birlikte değerlerimiz de değişime uğruyor ve bu bağlamda hem büyükler hem de küçükler için bayramlarımızı yaşama şeklimiz de değişiyor.. Bu yüzden demiyor muyuz ya “ah nerede o eski bayramlar” diye..

 

Hatıralarda kalan ama hatırımdan çıkmayan o kadar bayram anısı var ki eskiye dair.. O yıllara dair..

 

Bayramın adı biz çocuklar için “Şeker Bayramı”ydı o yıllarda.. Hatta “neden şeker bayramına Ramazan Bayramı diyorlar ki” derdik “bu büyükler..”

 

Özellikle arefe günü, eğer bu mümkün değil ise bayramın birinci günü mezarlıkları ziyarete gider, ölmüşlerimizin mezarlarındaki otları temizler, çiçeklerle süsler ve toprağını sular, sonra da dualarımızı ederdik.. Mezarlıklardaki o ruhani atmosfer, hepimizin yaşadığı bu dünyanın gelip geçici olduğunu, bir gün bizim de bu mezarlarda yatanlar gibi fani olandan ebedi olana göçüp gideceğimizi hatırlatması bakımından oldukça önemlidir..

 

Arefe günü için “kurtlar kuşlar bile oruç tutar bugün” derdi büyüklerimiz, o yüzden biz de orucumuzu muhakkak tutardık o gün.. Akşamı zor etsek de dilimiz damağımız kurusa da zaman zaman “anne ben acıktım” diye mızıklansak da ikide bir saate baksak da o günü oruçlu geçirmenin mutluluğunu ve hazzını yaşardık..

 

Arefeyi bayrama kavuşturan gece ise bayramlık kıyafetlerimizi ve ayakkabılarımızı yatağımızın başucuna koydurup ya da sabah gözümüzü açtığımızda hemen karşımızda olacak şekilde astırıp heyecandan sabaha kadar gözümüze uyku girmediği yıllardı onlar..

 

Evde gece geç saatlere kadar tatlı bir telaş ve bir koşturmaca olurdu. Bayram günü gelecek misafirler için özenle çeşit çeşit nokullar, börekler, tatlılar yapılırdı.. Sofraların bri kurulur biri kalkardı evlerimizde.. Çünkü bayram üç gündü ve bu üç günün üç günü de doyasıya kutlanırdı o yıllarda..

 

Bayram sabahı erkenden kalkar, bayramlıklarımızı giyip babamızla beraber bayram namazına giderdik..

 

Camilerde o yıllarda kırmızı üzerine beyaz ay motifli kenarları desenli kağıttan Kızılay rozetleri verirlerdi, biz de gururla takardık göğsümüze bu rozetleri, “bak ben büyük adam oldum bayram namazına gittim”in bir ifadesiydi bu aramızda.. Çocukluk işte..

 

Ne büyük bir coşku, ne büyük bir kalabalık olurdu camilerde bayram sabahları.. Hele namazdan sonra şimdiki gibi insanlar apar topar kaçar adım ayrılmazdı camilerden.. Sıraya geçilir herkes birbirinin bayramını tebrik ederdi, uzun süredir görüşmeyenler bu vesile ile hasbıhal ederdi, küsler bayramın verdiği o manevi duyguyla barışırlardı, büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öpülürdü, uzak yerlerden baba ocağına bayram için gelenler bilhassa tanıdıkları herkesle tek tek bayramlaşmaya özen gösterirlerdi..

 

Namazdan sonra evlerimize geçer, önce babamızın elini, sonra annemizin ve diğer büyüklerimizin ellerini öperek bayrama başlardık.. Harçlıklarımızı alırdık.. Sonra hep birlikte kahvaltımızı yapar, akraba ziyaretlerini gerçekleştirir, daha sonra da gelen misafirlere ikramda bulunurduk.. Dediğim gibi sofraların biri kurulur biri kalkardı evimizde..

 

Kapımıza gelecek çocuklar için de şekerimiz, çikolatamız, kolonyamız, mendilimiz ve harçlığımız her zaman hazırdı..

 

En çok yanımda bir arkadaşımla birlikte ev ev bütün mahalleyi sabahtan akşama kadar dolaşıp iki kocaman poşet şeker topladığım, ardından yolun yarısında yağmura yakalanarak sırılsıklam olduğum, eve geldiğimde şeker toplarken ıslandığım için korkudan şekerlerimi saklayarak eve girdiğim o Ramazan Bayramını unutmam. Ha yiyecğimizden toplamazdık o kadar şekeri, zaten yiyemezdik de.. Mesele arkadaşlar arasında en çok şekeri ben topladım en çok harçlığı ben aldım meselesiydi.. Çocuk aklı işte.. O gün sırılsıklam olduğumda şeker toplarken yağmura yakalandığım için de bana kızacaklarını düşünmüştüm herhalde..

 

Kısacık bayram tatillerine rağmen günlerce süren zorlu ve yorucu yolculuğu göze alarak büyüklerinin yanına ata toprağına baba ocağına ana yurduna heyecanla şevkle ve aşkla gelinen günlerdi bayramlar.. Gelinemeyen zamanlarda ise muhakkak bayramın anlam ve önemine binaen kartpostallar atılır, bayram tebrikleri gönderilir, o meşhur “öncelikle selam eder büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden…” şeklinde başlayan hasret yüklü bayram mektupları atılırdı.. Mümkün ise PTT’den bağlatmak suretiyle yapılan telefon görüşmeleri de üzerine ilave olurdu..

 

Hey gidi eski bayramlar.. Şimdi ise bayramlar ne kadar kabuk değiştirdi değil mi..

 

Bir telefon yetiyor artık çoğumuza ailemizin, sevdiklerimizin, büyüklerimizin, arkadaşlarımızın, dostlarımızın bayramlarını kutlamak için.. Ya da soğuk duygusuz kısa bir mesaj cep telefonlarından.. Veya yine telefonlardan ya da bilgisayarlardan görüntülü yapılan bir görüşme ile teknolojiyi kullanarak bayramlaşmalar..

 

Sonra ver elini tatil.. Güneye mi gidelim kuzeye mi yoksa yurtdışına mı? Anne baba yolumuzu gözler mi gözlemez mi, hasretle beklerler mi beklemezler mi, torunlarını özlemişler mi ya da torunlar anneannelerini baabaannelerini dedelerini görmek istemez mi bu güzel bu anlamlı bu kutsal günde diye hiç düşünmeden kısa ya da uzun bu bayram arasını en iyi tatil haline nasıl getirilirin planları yapılır ve uygulanır..

 

Ne yazık ki artık günümüz bayramları böyle.. Teknoloji ile birlikte değişen hayat tarzları ve yaşam standartları maalesef bizleri bu hale getirdi.. Bayramın adı tatille birlikte anılır oldu.. Bir nevi bayram eşittir tatil..

 

Mutlu bayramlar diliyorum.. Hepimizin hepinizin bütün İslam coğrafyasının Ramazan Bayramı mübarek olsun..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Yorum yapmak ister misiniz? »

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI

Yorum yapın

XHTML: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.