“Dante’nin Şifresi” ve Dan Brown’un Son Romanı Cehennem..

dan-brown

Dan Brown’ın son romanı Cehennem’i okudum ve geçtiğimiz hafta içerisinde bitti. Açıkçası yazarın bir önceki kitabı Da Vinci Şifresi’ndeki heyecan dolu ve adrenalin yüklü müthiş akıcı okumadan sonra çok daha başarılı ve vurucu bir son beklerken benim açımdan dağ fare doğurmuştu. Çünkü öylesine güzel bir kurgu vardı ki Da Vinci Şifresi romanında, iddia ettikleri ve kendince kanıtladıkları ile hıristiyan dünyasını ayağa kaldırmasının, Vatikan’ın da kara listesine girmesine neden olmasının yanında fikrimce insanı esir alıp olayların içerisine dahil ediyor ve romanın sonunu düşündürmekten çok hiç bitmesin dedirtiyordu.. O koşturmacanın içerisinde bende heyecan içerisinde profesör Robert Langdon’ın yerine geçerek Da Vinci’nin şifresini çözmeye çalışıyordum. Ancak her ne kadar daha sonra sinema filmi olarak da çekilmiş olsa bile romanın finali benim açımdan tatmin edici olmamıştı.

 İşte kafamda oluşmuş bu (ön) yargı ile aldım ve okumaya başladım Cehennem’i.. Aynı Da Vinci Şifresi gibi hacim olarak cüsseli bir yapıt ortaya çıkarmıştı Dan Brown. Bu romanımızın ana karakteri de Profesör Robert Langdon. Yani Da Vinci Şifresi’nden tanıdığımız, aşina olduğumuz, sevdiğimiz modern zaman kahramanımız bu romanın da süpermeni.. Nasıl Da Vinci Şifresi sanat eserleri üzerinden din motifleri üzerine kuruluysa, bu romanda da yazarın aynı şekilde sanat eserleri üzerinden din motiflerini kullandığını görüyoruz.

Bu defa kahramanımızın görevi dünyayı büyük bir felaketten kurtarmak, insanlığı olası bir cehennemden çıkarmak.. Bunun için canını dişine takacak, geçirdiği ve kısa süreli hafıza kaybına neden olan hatırlamadığı olaylar neticesi aldığı yaralar sebebi ile ayakta zar zor durmasına rağmen, yine neden ve nasıl kendisine verildiğini hatırlamadığı elindeki şifreli ve tehlike sembollü bir cihazla birlikte bütün gayreti ile mesleki bilgilerini konuşturacak, bunları yaparken de elbette bütün gizemli yerleri ve gizli kapıları bilen bir simgebilim profesörü olmanın avantajını kullanacak, bütün kapılar profesörümüzün emrine ardına kadar açılacaktır.

Bu macerada yanında kendisini Floransa’daki bir hastane odasında bir saldırıdan kurtaran sıradışı ve üstün zekalı tıp doktoru bayan Sienna kendisine kılavuzluk ve yarenlik edecektir. Romanımız da anlaşılacağı üzere kahramanımızın son 48 saatini hatırlamadığı İtalya’nın Floransa şehrinde başlayacak, oradan da Venedik’e doğru uzanacaktır. Tabii romanın ilerleyen sayfalarında kim kimdir karışacak, kişiler çoğu defa yer ve saf değiştirecek, olaylar bir yerden sonra artık içinden çıkılmaz bir hal alacaktır. Bu arada okurken zaman zaman italyanca cümlelerin tacizine maruz kalacak, bazı sanat eserleri ile ilgili ayrıntılarla da boğuşmak zorunda kalacaksınız ancak bunlar okumaya engel teşkil etmese de gereksiz sırıttığını fark edeceksiniz.

Kitap boyunca haşır neşir olacağımız bir diğer isim ise Dante.. Dante Alighieri’nin başyapıtı Cennet, Araf ve Cehennem’i anlattığı üçlemesi “İlahi Komedya” roman boyunca Langdon’ın yol rehberi ve gizemleri çözmede kullandığı kaynağı olacaktır. Hatta daha ileri gidip şöyle de söyleyebiliriz, bütün bir roman aslında Dante Allegri’nin Cehennem kitabındaki bir bölümün gizemi üzerine kurulu.. Öyle ki yazarımız Dante’nin İlahi Komedyası ile dünyanın süregelen düzensiz nüfus artışının dünyanın sonunu getireceğine inanan ve transhümanizm sevdasında aklını yitirmiş psikopat bir dehanın peşinde tarihi mekanları ve tarihi konuları ustalıkla kurgulamış. Bu açıdan bakıldığında transhümanizm ve neo darwinizmciliği de tartışmaya açıyor yazar Cehennem’de..

 Daha kitap çıkmadan ülkemizde yapılan şaşaalı reklamları ve kitabın yayınlanmadan haberlere konu olmasını hatırlamayan yoktur sanırım. Kitabın kapağındaki cami silüeti de daha hiç okumamış birine olayların genel olarak İstanbul’da geçtiği izlenimi uyandırmıyor değil. Ancak İstanbul’da geçen kısım için ben pek öyle diyemeyeceğim. İstanbul için o beklediğim veya düşündüğüm, umduğum tadı alamadım bir türlü.

Romanın ülkemizde çok ses getirmesinin en önemli nedeni tabii ki İstanbul’da geçen son bölüm.. Tamam hikayenin bu kısmı nispeten diğer bölümlerden daha büyük önem taşıyor, çünkü finale de İstanbul’da ulaşıyoruz; ancak Cehennem için İstanbul’un seçilmiş olması ise komplo teorilerine inanmayan bana göre bile fazla manidar geldi. Daha güzel daha ilginç yönleriyle ve diğer şehirlerdeki gibi farklı özellikleriyle İstanbul’dan bahsedilmesini isterdim, her karışı tarih kokan kadim şehir hakkında Yerebatan Sarayı, Kapalıçarşı, Ayasofya ve Sultanahmet’ten ibaret gösterilen yavan iki kısa tarih bilgisinin yanında dünyaya cehennemi bulaştıran şehir olarak bahsedilmesini değil..

 Ve yine gelelim finale. Açık söylemem gerekirse benim için bir kez daha dağ fare doğurmuştur. Ustaca bir kurgunun sonunda haliyle beklentilerini de yüksek tutuyor insan. Çünkü roman boyunca olay örgüsü içindeki kafa karıştırmalar, ara karakterlerin olaylara dahli, çarpı cı bilgiler ve bir çırpıda soluksuz okunan sayfalardan sonra acaba final ne müthiş olacak kimbilir diyorsunuz. Ne yazık ki tek şaşırtıcı son Sienna ile ilgili olanı.. İzlemeye başlamışken bitireyim bari dediğiniz vasat bir filmin finalinden farksız bir son ile kitap elinizde öylece kalakalıyorsunuz.

Sonuç olarak, yaz aylarında boş vakitlerinizde gereksiz bırakılmış italyanca cümleleri ile yığınla sanat eseri hakkında uzun uzadıya bilgileri saymazsak ilgiyle okuyabileceğiniz, ancak kesinlikle fazlasını beklememeniz gereken bir roman Cehennem.. Okuyamayacaklar için ise şunu söyleyebilirim, Da Vinci Şifresi gibi Cehennem de yakın bir gelecekte mutlaka sinemaya uyarlanacaktır.

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

3 Yorum »

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI

  1. kitabı okudum çok güzeldi.

    Comment by semanur — 26/04/2014 #

  2. kitabı okudum çok güzeldi herkeze tavsiye ederim.

    Comment by semanur — 26/04/2014 #

  3. Yorum yazmak ister misiniz?

    Comment by semanur — 26/04/2014 #

Yorum yapın

XHTML: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.