Ah İstanbul İstanbul olalı..

eyüp

 

Bir varmış bir yokmuş diye başlayan masallardan biri anlatacağım bu peri masalı da.. Evvel zaman içinde, kambur saman içinde diyecek kadar fi tarihi değil elbette, öyleyse develer tellal pireler de berber olamazdı tabiatı ile.. Ama masal bu ya işte, cinlerin cirit oynayıp oynamadıkları hususu ise tabii ki onların maharetlerinde.. Ben deyim bu ağaçtan, siz deyin şu yamaçtan, uçtu uçtu bir kuş uçtu, kuş uçmadı gümüş uçtu, gümüş uçmadı memiş uçtu. Inanmadın mı yoksa? Ama daha dur bitmedi, uçar mı uçmaz mı demeye kalmadı; anam düştü eşikten, babam düştü beşikten, küt diye bir ses duydum ki meğer uçanı da kaçanı da rüyaymış da uykumda ben düşmüşüm yalnız yattığım kuru döşeğimden.. Kalktım giyindim hemen, koydum kalbime yârimi, düştüm yollara elime yüzüme su sürmeden.. Yağmur çamur demeden, soğuk çarık dinlemeden, orda burda gönlümü eğlemeden..

***

Az gittim uz gittim.. İşte böyle zamanlarından birinde, çayır çimen geçerek; lale sümbül biçerek; soğuk sular içerek altı ayla bir güz gittim. Bir de dönüp ardıma baktım ki, ne göreyim gide gide bir arpa boyu yol gitmişim! Ne ise, var varanın, sür sürenin, baykuşu çoktur viranenin, derken efendimin ağası, bir ayağımı baldıranlara basmayayım mı korudur diye! Birini de tutup denize atmayayım mı kıyıdır diye! Kuruydum ıslandım sel beni neyler! Islandım kurudum; yel beni neyler? Bir yâre tutulmuşum henüz düşümde, o yâr beni neyler? O güzel ki bir bakışı ile canımı yakar, candan geçip kalbimi dağlar, öyle böyle değil kalbimin en güzel köşesindeki sırça köşkte yaşar.. Yâr memnun yerinden, ben sevdalanmışım derinden, aşkından geçmişim kızgın çöllerden, dileğim Tanrı’dan, bir yudum su içeydim bari rüyalarımın sultanı zalim yârimin elinden..

***

Şu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi, şu köşe güz köşesi diye iki tekerleyip üç yuvarlarken aşağıdan sökün etmez mi Maraş Paşası! Hemen bir sarığa bir fare deliği bulup attım kendimi dışarı; gel gelelim şu mahallenin yumurcakları haşarı mı haşarı; bir fiske vurdular enseme gözlerim fırladı dışarı! Viran oldum yalnız ellerde böyle böyle, ben bir garip derviş, ben bir ahu dilber aşığı.. Dilimde sevdamı anlatan bir şarkı, dolandım durdum yârin kokusuna garbı ve şarkı, dolandım dünyanın dört bir yanını.. Bellettim sonunda herkese; bütün evreni serseler de önüme, ben yine sadece yârimi isterim gönlüme.. Ne büyük bir aşktır ki bu gönlümde, ne saraylarda gözüm ne padişahlıkta ne de payede pulda; baş koydum bu yola ant içtim bulacağıma ola ki yaşasın düşlerimin kraliçesi Kaf dağının ardında..


Devamı >> Ah İstanbul İstanbul olalı…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

“Şimdi iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum..”

iyi niyetGemileri yaktım, köprüleri attım; tek bir geri adım yok bu saatten sonra bir daha aynı kıyısız rıhtıma! Dönüşü olmayacak, rotası kuzeye vurgun uzunca bir yolculuk bu; hayatımdaki bütün silik gölgeleri bırakıp ardım sıra.. “Şimdi iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum.” Lanetler ediyorum dönüp dolaşıp kendime! Dilimde ölümsüz Nemesis’in kayıp mısraları, yağmurları yazıyorum gözyaşımla sessiz sokakların sahipsiz yaşlı kaldırım taşlarına.. Sebepsiz ve nefessiz çığlıklar dolduruyor suskun ve kötürüm öfkemi, sığıntı düşüncelerimin genel merkezinde..

 

Ne güzel de yakışıyor beyaz dolunay yorgun gecenin serin uykusuna.. Derin bir lacivert hüzün maviliğin taçlanmış rüzgarlı dansında.. Sanki büyülü uzak evrenlerden, henüz keşfedilmemiş gezegenlerden kopup gelmiş bu yıldızlı karanlık kucağıma.. “Avutulmuş çocuklar çoktan sustu. Bir ben kaldım tenhasında gecenin, avutulmamış bir ben..” Bir ben, ellerim semaya uzanmış bir küçük ses, ufak bir işaret bekliyorken şekersiz demli bir Karadeniz çayı saadetinde yıldızları saymalarım, aksi bir tekbaşınalık bir kere daha payıma düşen; dilimde katıksız sayıklamalarım..

 

Siyah beyaz damalı oyun tahtasında dizilirken bütün ömrüm sıra sıra, omzumdaki heybemden görünmez bir terazinin tarafsız ve hatasız kefelerine yükledim ayrı ayrı sevaplarımla günahlarımı.. Affetmedim kendimi asla, tek tek koyarken eteğimdeki hataları ve yanlışlarla iyi ve güzel olan ne varsa yanyana.. Baktım ki hep kanan ve bir defa bile kandırmayanım.. Kumarbaz düşlerimde düşeş attığım zarlarda her daim hepyeklere talim ettim. “Bu son olsun be… Bu son olsun” dediğim her düşüşte en dibe vurmanın dayanılmaz acısını yaşadım damarlarımda..
Devamı >> “Şimdi iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum..”…

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?
Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.