Biz büyüdük, şehir büyüdü..

cocuklar-oyunAklıma esti bugün..

Hazır Nisan yağmurları da ıslatırken toprağı.. Son kalan yeşil alan parçalarından toprak kokusu ısıtırken ciğerlerimizi..

Kısa pantolonlu, terli tişörtlü, saç baş toz içinde, oynarken dizlerimin üstüne düşüp dizlerim acısa da kanasa da canım yansa da sırf evde oturup sokaktaki oyunlardan geri kalmamak için dizlerimi üfleye üfleye “acımadı ki”, “hem büyüdüm ben o’lm bi kere” dediğim o yıllara gitmek istiyorum..

Mavi zamanlara..

 

***

 

Sahi,

Ne güzel yıllardı onlar.. Şimdi eski siyah beyaz fotoğraflarda kalmış gülümseyen anılar..

Daha kirlenmemişti bu kadar şehirler, daha kirlenmemişti insanlar, daha kirlenmemişti dostluklar.. Sevgi, saygı, hoşgörü, sıcaklık, samimiyet.. Sözde değil özde yaşanan, paylaşıldıkça da çoğalan mutluluklar..

 

***

 

Ne güzel oyunlarımız vardı eskiden dimi..

Mahalle aralarında güvenle oynadığımız sokaklarımız da vardı o oyunları oynadığımız..

Şimdi artık sadece okulların ana sınıflarında ya da ilkokul birinci sınıflarda tek tük okul bahçelerine esir edilmiş güzide oyunlarmız..

Oysa biz bütün bir çocukluğumuzu vermiştik o oyunlara..

Okuldan sokağa, sokaktan okula..

Annelerimiz bağırırdı “çok terledin üşüteceksin hadi eve gel artık” diye de duymazlıktan gelirdik ya da “tamam anne ya, beş dakika daha” diye diye akşamı ederdik bir şekilde..

Annelerimizle bu diyaloglar hemen her akşam tekrar ederdi bir döngü içinde..

Ve biz asla zamanında girmezdik o evden içeriye..

Körebe, seksek, yakar top, saklambaç, misket, birdirbir, köşe kapmaca, istop, dokuz aylık, tek pas, çivi, yağ satarım bal satarım, topaç, ip atlamaca ve diğer hatırlayamadıklarım..

Hiç birimiz ebe olmak da izlemezdik hani ebeli oyunlarda.. Ha bir de kaleci olmak toplu oyunlarda..

Her oyunun birincisi galibi hep arkadaşlar arasında en gözde olurdu, en havalımız olurdu, en sevilenimiz olurdu.. Ta ki yeni oyuna kadar..

Bir de mutlaka bir kişi fazla olurdu takımlara ayrılan oyunlar oynuyorsak ve o fazlalık olan da hep en çelimsiz ve en küçüğümüz olurdu, onu da ara faresi yapardık, bir o tarafta bir de bu tarafta oynasın diye..

Kimse gönül koymazdı böylece..

Bak unutmadan en sevilen oyuncu sadece toplu oyunlarda topla oynarken değişirdi..

Futbol topu görünümü verilmiş rengarenk plastik toplar.. Bir dikene ya da tele geldiğinde patlayan plastik toplar.. Komşunun bahçesine ya da balkonuna düştüğünde keserim topunuzu haa diye bizi tehdit ettiği ama hiç kesmediği plastik toplar..

Topun sahibi kimse en sevilen de o olurdu genelde..

Bir de illa ki de mutlaka da o topun sahibi banko oyuncusuydu toplu oyunlarımızın..

Kavga da ederdik birbirimizle, saç baş birbirimize girerdik, tekme tokat gırla.. Ama ya ertesi gün ya da daha aynı günün akşamı yine birlikte oyun oynardık sanki o dövüşü kavgayı biz yapmamışız gibi..
Devamı >> Biz büyüdük, şehir büyüdü…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?
Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.