Seni seviyorum..

Beni aşar bilmediğim sevdalar güzelim, ben kendi bildiğimce kendi kararımca severim. Bilmem allı pullu yabancı sevdaları, bilmem günübirlik aşkları, bilmem ikiyüzlülüğü, riyakarlığı.. Benden bekleme sakın olduğumdan daha fazlasını.. Sevebildiğim kadarım, olabildiğim kadar, anlaşılabildiğim kadar, kendim kadar..

 

Hani bazen güneşli bir havada beklenmedik bir anda aniden sağanak halinde yağmur başlayıp iliklerine kadar ıslatır seni, hazırlıksız yakalar, oysa daha sabah çıkarken gökyüzü nasıl da pırıl pırıldı değil mi? Sırılsıklam olursun ama hiç de halinden şikayetçi değilsindir, serinlediğini hissedersin, içine bir rahatlama peydah olur, karmakarışık duygular kaplar ruhunu, mutlu bile olursun belki inceden.. Hani kar kıyamet dondurucu bir havada tüm vücudun buza kesmişken bir anda aniden yaz günü gibi güneş açar, sema kar beyazdan mavi ve turuncuya geçer, kuşları görüverirsin gökyüzünde cıvıl cıvıl, yüreğin ısınır, koyverirsin kendini, salıverirsin bu beklenmedik mucizenin koynuna.. Hiç düşünmeden! İşte aşk da sevdiğim, aniden gelir, aniden vurur insanı, hiç beklemediği anda, hiç düşünmediği anda, hiç hayal etmediği anda, düşlerden kopup çıkagelir hayatına.. Oturuverir ömrünün tam ortasına sorgusuz sualsiz.. Ne olduğunu bile anlayamazsın ilk anda, başına ne geldiğini.. İliklerine kadar aşk’ı hissedersin, ıslandıkça daha çok ıslanmak istersin aşk yağmuru altında.. Öyle bir yağmurdur ki bu aşk, hem acıtır seni, hem de ölesiye mutlu eder.. Öyle bir güneştir ki sevdiğim bu aşk, yaktıkça yakar küle çevirir seni, yandıkça erir bütünleşirsin aşkta tek nefeste!

Bilmediğim sevdaları yaşayamam sevdiğim ben, olmadığım kişi olamam asla.. Yapamam.. Sınırlarım bellidir benim, çizgilerim belli, kimliğim belli, varlığım belli.. Ne bir eksiğiyim olduğumun, ne de bir fazlası.. Sevebildiğim kadarım, olabildiğim kadar, anlaşılabildiğim kadar, kendim kadar..

Geceyi ve yıldızları sever misin? Bir deniz kıyısında sahilde kumlara uzanıp usulca sonsuz laciverdin koynuna girmeyi? Denize vuran ayın aksinde uzaklardan süzülen gemileri seyretmeyi, küçük balıkçı teknelerinin seramonisini izlemeyi? Salaş sabahçı kahvelerinden birinde kaçak çaydan mamül demli çayını yudumlarken turuncu ufka gözleri esir edip dalıp dalıp gitmeyi.. Bir sandala atlayıp derin maviliklere açılmayı sever misin gecenin kör bir saatinde elinde yetmişlik bir rakı şişesi, üç beş bira, ya da köpek öldüren cinsinden acı bir şarapla.. Deniz salladıkça sallanmayı, esen rüzgarla daha çok bağlanmayı, hele bir de yanında küçük bir pilli radyo varsa, dinlediğin dert yüklü şarkılarla kadeh tokuşturmayı yakamozlara.. Senin gibi yıldızlar arasında yalnız yıldızlar arasında bir başına tek tüfek tek tabanca aydedeyi dost edinip sırdaş bilip konuşur musun gölgeni de alıp yanına, sohbetin dibine vurur musun sevdiğim bir başına, sen başına, tek başına, aşk vurmuşken sevdalı başına! Çığlık çığlığa haykırır mısın sevdiğini, çığlık çığlığa haykırır mısın onu nasıl sevdiğini, tek onu sevdiğini, yalnız onu sevdiğini, hep onu sevdiğini, dilinle değil yüreğinle sevdiğini, ömrünün ilk ve son sahibi bildiğini!


Devamı >> Seni seviyorum…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?
Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.