Sultanı Öldürmek – Ahmet Ümit

Bir Ahmet Ümit okurunun, yazarın son kitabı ‘Sultanı Öldürmek’ten bahsetmemesi, hatta okumaması düşünülemez. Bugüne kadar okuduğum diğer tüm kitapları gibi, Sultanı Öldürmek de raflarda yerini aldığında içimdeki heyecan ve mutluluk çok özeldi. Her ne kadar alması, okuması ve bitirmesi yoğun iş temposu nedeniyle bir müddet uzun sürmüş olsa da geç olsun güç olmasın düsturuyla işte Sultanı Öldürmek..

 

Ahmet Ümit’in ilk okuduğum kitabı yine günümüzle tarihin harmanlandığı ‘Bab-ı Esrar’ kitabıydı. Yazarın anlatım dili, kurgusu, cümleleri, karakterleri, karakter analizleri ve öyküleri o kadar hoşuma gitmişti ki, sonrasında hala okumadığım bir iki kitabı yok değilse de okuyabildiğim kadarıyla peşisıra Kavim, Kukla, Patasana, Beyoğlu Rapsodisi, İstanbul Hatırası ve diğerleri geldi..

 

Yazarın önceki kitaplarını okuyanlar iyi bilir, Ahmet Ümit romanlarında günümüzle tarih arasında bir köprü kurarak okuyucuya günümüzde geçen bir polisiyeyi geçmişle bağlantılar sunarak sunar. Bu kitapta da okur bildiğini sandığı İstanbulun fethinden Fatih Sultan Mehmet Han’ın tahta geçişine, ölümünden taht kavgalarına kadar tarihin sayfalarında gizlenmiş bir çok konuda ilginç bilgilere ulaşıyor. Bütün bunları da 21 yıl önce terkedilmiş bir tarih profesörünün 21 yıl sonra çıkagelen sevgilisini psikojenik füg adında bir rahatsızlığın nükseden krizi anında sapında Fatih Sultan Mehmet’in tuğrası olan mektup açacağı ile öldürüp öldürmediğinin muamması arasında öğreniyoruz.

 

”Biri sizi cinayet işlemekle suçladığında deliller bulur, tanıklar gösterir. Bunun bir iftira olduğunu kanıtlamaya çalışırsınız, ama sizi itham eden kişi bizzat kendinizseniz, ne yaparsınız?”

 

Romanımız yukarıdaki bu cümle ile başlıyor.. Kahramanımız Müştak Serhazin adında bir tarih profesörü.. Altmışlı yaşlarında, bütün ömrünü kendini yıllar önce Amerika’ya gitmek için terkeden kendisi gibi tarihçi sevgilisi Nüzhet’in hayali, aşkı ve bir gün kendisine geri dönme ihtimali ile geçirmiş bir tarihçi.. O kadar çok sevmiş ki Nüzhet’i, üzerinden yıllar geçtiği ve terkedildiği halde hala unutmamış, hayatına da başka hiç kimseyi dahil etmemiş, bütün bir ömrü müzmin bekar olarak yaşamış.. Yaşamını sadece işine ve eski sevgilisinin hatıralarına adamış..
Devamı >> Sultanı Öldürmek – Ahmet Ümit…

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Gülüm..

Saat gecenin sabaha çalan saatleri.. Nefes gibi aklımda kan gibi canımdasın gül kokulu sevgili!

 

Yürüdüğüm yollarda kendime çarpıyordum ardı sıra sen diye, onlarca yüzlerce binlerce kere! Yıllar boyu ve senelerce.. Dizlerim kanıyor, ellerim acıyordu her düştüğümde, yaralarım kapanmadan yeniden yeni yaralar açılıyordu benliğimde, ben zavallı mecnun, ben biçare yolcu, bir el uzandığında elime sen diye bakıyordum umutla tuttuğum ellere, bakıyordum ki yine benim kendimi kandıran, sarıldığımsa yine benim sen diye! Sonra yakası açılmadık okkalı bir küfür savuruyordum boşluğa sanki duyulacakmış gibi kendi kendime, baktığımda sağıma soluma önüme arkama, ben yine sensiz, ben yine sana hasret, ben yine bir başıma kendimle!

 

Yağmurun buğulaştırdığı karanlık odamın ıslak camına seni yazıyordum parmaklarımın ucuyla, adını kazıyordum sanki sonsuzluğa, velev ki bana geldiğinde asla gitmeyesin benden diye, sonra da yağmur durmasın diye el açıp dua ediyordum ismin silinmesin sen bana gelene kadar diye, bilmiyorsun sevgili, sensizlikte adınla bile mutlu oluyordum ben, sensizliği kokluyordum zifiri siyahlarda gecelerce! Adını bile bilmediğim seni yaşıyordum ömrümün her deminde, kokunu duymadan kokunu arıyordum yabancı ellerde, dudaklarındaki tadın esaretindeydim hayallerimde; ve sen gülüm, sana ait olduğunu sandığın bir hayatı yaşıyordun benden habersiz uzaklarda bir yerde!

 

Yüreğimin sesini dinlemeye ve seni aramaya, seni sevmeye devam ettim tüm kalbimle.. “Biliyorum orada bir yerdesin, biliyorum bir gün bana geleceksin, biliyorum birlikte yazılmış bizim kaderimiz, biliyorum kim ne derse desin sen benimsin!”
Devamı >> Gülüm…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?
Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.