Öyle bir hazine ki.. Can gibi!

 

Nice yenilmez sultanın, haşmetli padişahların, kudretli hükümdarların gelip geçtiği, saltanatların yıkılıp saltanatların kurulduğu, Leyla ile Mecnun’dan tut Kerem ile Aslı’ya kadar ölümsüz aşıkların dillere destan olduğu, farklı farklı hayatlara, milletlere ve insanlara ev sahipliği yapan bu dünyanın mucizelerden mütevellit olduğunu, yaşadığımız ve yaşayacağımız bir çok şeyin müsebbibinin yaşamımıza kıyısından köşesinden dahil olan mucizeler olduğuna inanırdım yıllar öncesinde.. Küçüktüm.. İçimdeki çocuk yüreğim, içinde olduğumuz şehrin duvarlarının mucizelerle örülü olduğunu söylüyordu bana; yeter ki istemesini bilelim! Hani sanki her şey sadece dilemekle, istemekle olurmuş gibi, istemesini bilenlerin çok şanslı olduğunu, dilekleri gerçekleşmeyenlerin istemesini bilmeyenler olduğunu, istemesini bilmeyenlerin ise gaflet içerisindeki aciz insanlar olduğunu düşünüp bir de onlar için üzülürdüm.. Hatta onlar adına ben mucize isterdim Tanrı’dan! İşin aslının ise aslında hiçte öyle olmadığını öğrendiğimde artık çocuk değildim!

 

 

Yıllar yılları kovalıyordu peşisıra.. Büyüyordum ve gerçekleşeceğini düşündüğüm, hayal ettiğim ve dahi dilediğim bütün mucizelerim yerlerini teker teker birer birer hayal kırıklıklarına bırakıyordu.. Betona düşen cam bardaklar gibi tuz buz darmadağındı bütün mucizelerim.. Mucizelere olan inancım yerini umutsuzluğa bırakıyordu.. Meğer mutluluk çocukken ne kadar da ucuzmuş.. Anladım ki hayatta mucizeler değil, toz pembe hayaller ve karşılığında şeytani kahkahalarıyla acı gerçekler vardı.. Mucize diye sarıldığım nice şey un ufak oldu, hiçliğe karışıp yalan oldular. Gerçek tekti ve benim küçükken gerçek bildiklerimle zerre kadar alakası yoktu.. Sanki bambaşka bir dünyaya doğru yol alıyordum sarı saçlarım yavaş yavaş siyaha çaldıkça..Ve benim gerçeklerim inciniyordu düşlerimin ortasında!

 

 

Oysa ki aşk dedikleri, bir kişi için insanın koca bir dünyayı karşısına alması değil miydi? Ve sahip olduğumuz hayatlar, sadece bize ait olmak zorunda değil miydi? En güzel özgürlük değil miydi koşulsuzca sevebilmek ve sınırsız bir aşk.. Peki bize diretilen hayatların ne kadarı gerçekten yaşamaktı? Gölge oyunlarında tüketiliyordu nice ömürler, iplerse hep başkalarının elinde!
Devamı >> Öyle bir hazine ki.. Can gibi!…

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Kendi gözyaşımda temizledim akan kanlarımı!

 

Üç renk vardı ömrümde yıllar yılı.. Siyah, beyaz ve bu ikisinin karışımından mütevellit soluk ve soğuk kurşuni bir gri.. Çocukluğumun regilatörsüz çalışmayan AEG marka o eski siyah beyaz televizyonundaki renksiz insanlar ve onların siyah beyaz yaşamları gibi.. Siyah gecelerde beyaz yıldızlar altında gri hayaller kurdum ben.. Olmadı! Hayallerime yaklaşıp onlara uzandığımı düşündüğüm her seferinde ayağıma yediğim çelmeler ve suratıma yediğim tokatlarla tepe taklak yuvarlandım.. Düştüm taşlı çakıllı yollarda yüzüstü.. Toz toprak yağmur çamurlu yollarda.. Can kırıkları arasında hayallerimin telaşına düştüm.. Can’ım acıdı.. Dizlerim kanadı.. Ellerim kanadı.. Gözlerimden akan yaşlar sel oldu, kendi gözyaşımda temizledim akan kanlarımı! Yüreğimse acılarını içinde sakladı ama hep yarım hep yaralı kaldı!

 

Hoşgeldiniz ıssız adamın kaybedenler kulübüne..

 

Hani bir şeyleri isteriz, çok isteriz, ama hep istediğimizle kalırız, sonu hüsran, sonu gözyaşıdır, yine de hani bu defa olmadı diye hep olmayacak degil diyerek kandırırız kendimizi ya.. Hani pes etmek yakışmaz bize deriz.. Ben de öyle kandırdım işte kendimi! Defalarca ve dahi senelerce! Olmadı! Sırtımı yere getirdi kalleş pehlivan, tuş etti beni ikiyüzlü güreşçi.. Ona kadar saydı hakem her defasında ve ben her defasında yenildim ama pes demedim! Peh! Kendimi kandırdığımla da kalmadım üstelik sadece, hayatımın bu satranç oyununda önüme çıkan bütün piyonlar da kandırdı beni tek tek! İmkansız dediklerimden yedim en büyük darbeleri! Olamaz dediklerim öldürdü içimdeki küçücük çocuğu! Oysa sarı saçlı zeytin gözlü küçücük çocuğun anne babasının dibindeki tahtadan yapılma küçücük yatağında yatarken ettiği duaları vardı; minicik eller semaya yenilmez bir savaşçı, erişilmez bir kahraman olmak için kalkıyordu..
Devamı >> Kendi gözyaşımda temizledim akan kanlarımı!…

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?
Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.