Paramparça Yüreğimde..

Kalp ağrısı diner mi sanıyorsun ‘gidince’..

Sendeki ben bir anda tükenir mi geçmişi silince?

Dahası biter mi öyle bir film gibi ”son” deyince,

Sen aşkı ne sanıyorsun sevgili, söylesene..

 

Hayallerindeki beni aramayacak mısın

Ya da aramadın mı sanki ”başka” ellerde?

Ne oldu peki, sonuçlarına dönüp bakar mısın?

”Yine” ben yok muyum sanki ”göz bebeklerinde”

 

Acıtan ben miyim yoksa sen miydin?

Gözlerini kapatıp da bir düşünsene..

Durum bu mu olurdu ne istediğini bilseydin,

Sen aşkı ne sanıyordun sevgili, söylesene..

 

Hangi hayatlara girdin yerleştin benden sonra,

Hangi aşkta kazandın benden sonra,

Hangi kalpte ”ölümsüz” bir yer edindin benden sonra,

İmkansız, çünkü sen aşkı ”sattın” benden sonra..
Devamı >> Paramparça Yüreğimde…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Yalnızlığımın en yoksul semti: Sensizlik

Sıcak cümlelere göç etti sana ait kelimelerim,

Ben şimdi kimsesizliğimde sessiz bir imgeyim,

Buz tutmuş bir ifadenin en orta yerindeyim,

Yalnızlığımın en yoksul semtinde..

 

Ellerim üşümüş, yanaklarım üşümüş, ayaklarım üşümüş..

Kalbim mi?

Gelmedi ki geri.. Asılı kaldı ”eski”tilmiş bir aşkın virane çatısında!

 

Sorularım cevabını bulamadı boşlukta, doğrularım karıştı yanlışlara,

Aldırmadım yargılayan sorgulayan bakışlara;

İnadına inadına bekledim gelmeyeceğini bilsem de o durakta,

Çocukça bir umutla!

 

Lacivert gökyüzünün beyaz yıldızlarını kah dost edindim kendime,

Kah yorgan yaptım uzun gecelerde üzerime,

Senin şerefine içtiğim her kadehte,

Sağanak yağmurlar indi sana adadığım gözlerime..
Devamı >> Yalnızlığımın en yoksul semti: Sensizlik…

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Aklından bir sayı tut..

Başlığa baktın, ne bu şimdi dedin di mi, dur hele, acele etme, anlatacağım, önce sırayla gidelim, olay örgüsüne uyalım, hani şu meşhur giriş, gelişme ve sonuç babında.. Hadi bakalım başlıyoruz..

 

Arkadaş, bi kitap insanı okumaktan soğutur mu? Vallahi de billahi de soğutur.. Öyle kitaplar var ki ne iştah kalır insanda, ne de istek.. Harbi bak, kitap okuma hevesinizi kaçırmak istiyorsanız siz de mutlaka deneyin şimdi “tavsiye edeceğim” kitabı..

 

Murathan Mungan’ın son kitabı Şairin Romanı’nı okuyorsanız eğer insanı kesinlikle okuma aşkından soğutur.. Bir kitap bu kadar mı ağır işler, bir kitap bu kadar mı ağır ilerler, bu kadar mı ağır bir kurgusu ve dili olur arkadaş.. Hani okurken insan boşuna demiyor haybeye onbeş yirmi yılda yazılmamış diye.. Yıkıldım arkadaş, tükendim, susuz kaldım çöllerde bu kitabı okurken.. Sırada okunmayı bekleyen bir dünya kitabıma artık öcü gözüyle bakmaya başladım, kitap okumaktan korkar oldum, aman Allahım o ne kabus dolu günlerdi öyle..

 

Bak şimdi, şu da var, tamam, yiğidi öldür hakkını yeme demişler; bak burada şaka yapmıyorum, kitap kesinlikle mükemmel, kitap kesinlikle okunması gereken kitaplar listesinin en başlarında, kitap kesinlikle Murathan Mungan’ın ustalık eseri, kitap kesinlikle klasikler arasına girecek ve Murathan Mungan dendiğinde akla gelecek ilk eserlerden biri olacaktır, bunların hiç birine lafım yok, amma velakin işte keşke bir de okunabilir olsaymış diye geçiriyor içinden insan.. En azından birazcık..

 

Şimdi sırada ve sahnedeki kitabın adı bu ağır eserin ardından elime aldığım ve su gibi akıp giden bir macera polisiye roman, “Aklından Bir Sayı Tut”.. Valla sevgili Murathan Mungan kusura bakmasın da öyle iyi geldi ki Şairin Romanı’nın üzerine, hani kızgın kumlardan serin sulara atlamak gibi bir duygu.. Kitabın kurgusu, olay örgüsü ve yazar John Verdon’un anlatım tarzını çok beğendim. Emekli polis dedektifi Gurney’in manyak bir seri katil peşindeki maceraları boş zamanlarımın yeni eğlencesi oldu..
Devamı >> Aklından bir sayı tut…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?
Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.