007 James Bond”un 23′üncü filmi “Skyfall’’ vizyonda..

Bu yılın ülkemiz için en çok ses getiren yabancı sinema olayı 007 James Bond serisinin 23. filmi olan Skyfall’un çekimlerinin bir bölümünün İstanbul, Adana ve Fethiye’de çekilmiş olmasıydı.. Özellikle İstanbul’daki çekimler çok eleştirilmiş, hatta bu eleştiriler filmin önüne geçmişti. Eminönü Meydanı’ndaki çekimlerde tarihi mekanların tahrip edilmesi, asırlık çınarların kesilmesi, Fatih Belediyesi meclis üyelerine dahi meydanda basın açıklaması yapmasına izin verilmemesi o dönem çok konuşulmuştu.

Tabii ki Adana’daki çekimlerde de sete sızan ve bir anda Türkiye’nin gündemine oturan liseli kafadarları da buradan unutmamak gerek..

Haliyle “From Russia With Love” ve “The World Is Not Enough” filmlerinden sonra üçüncü kez yolu ülkemizden geçen ünlü gizli ajan James Bond’un bu macerasında ülkemizdeki çekimlerin ne kadarına filmde yer verileceği de merak konusuydu.

Bu merakımız da filmin yapımcısı Michael G. Wilson ve oyuncu Naomi Harris ile ülkemizde gerçekleştirilen galanın ardından 2 Kasım’da Skyfall’un ülkemizde vizyona girmesiyle giderilmiş oldu. Toplam 143 dakikalık filmin ilk on dakikası ülkemiz topraklarında geçiyor.
Devamı >> 007 James Bond”un 23′üncü filmi “Skyfall’’ vizyonda…..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Orhan Gencebay ile Bir Ömür

O bir müzik ustası.. O yaşayan bir efsane.. O arabesk müziğin devlerinden biri..

O, Orhan baba!

Orhan Gencebay’ın 60.sanat yılı için hazırladığı, ünlü sanatçılar ve gruplar tarafından seslendirilerek yeniden hayat bulan, Orhan Gencebay şarkılarından oluşan Orhan Gencebay ile Bir Ömür adlı albüm geçtiğimiz ay içinde piyasaya çıktı.

Bilmiyorum aldınız mı, ya da radyolarda veya televizyon kanallarında dinlediniz izlediniz mi bu mükemmel çalışmayı..

***

Bu eşsiz albüm 2 CD’den oluşuyor..

Albümdeki sanatçılar ve söyledikleri şarkılar özenle seçilmiş.

Hepsi birbirinden güzel, Orhan babanın dilinde klasik olmuş şarkıları farklı seslerden dinlemek ayrı bir keyif.

Albümde tam 33 eser ve 32 şarkı mevcut..

Şu şarkılara ve söyleyenlere bir bakar mısınız..

***

Ajda Pekkan – Severek Ayrılalım, Athena – Bir Araya Gelemeyiz, Berkay – Dünya Dönüyor, Candan Erçetin – Beni Böyle Sev, Demet Akalın – Farkında Mısın, Deniz Seki – Benim Dünyam, Duman – Gönül, Ebru Gündeş – Dil Yarası, Emel Sayın – Hayat Devam Ediyor, Emre Aydın – Bir Teselli Ver, Hande Yener – Kaderimin Oyunu, İzel – Kabahat Seni Sevende, Kutsi – Ben O Zaman Ölürüm, maNga – Ya Evde Yoksan, Mustafa Ceceli – Yarabbim, Mustafa Sandal – Kır Gönlünün Zincirini, Nilüfer – Dertler Benim Olsun, Nükhet Duru – Gitti de Gitti, Özcan Deniz – Vazgeç Gönlüm, Rafet El Roman – Beni Biraz Anlasaydın, Seksendört – Dokunma, Serdar Ortaç – Hor Görme Garibi, Sezen Aksu – Akşam Güneşi, Sibel Can – Bitmesin O Felek, Şevval Sam – Kahrolayım, Tarkan – Hatasız Kul Olmaz, Volkan Konak – Gurbet, Yaşar – Yorgun Gözler, Yıldız Tilbe – Aşkımı Sakla, Yıldız Usmanova – Neyi Değiştirdik ki, Zara – Dilenci, Zerrin Özer – Sev Dedi Gözlerim ve Koro – Batsın Bu Dünya
Devamı >> Orhan Gencebay ile Bir Ömür…

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?

Benjamin Button olabilmek üzerine..

“Benjamin Button Olmak Kolay, Sıkıysa Red Kit Olun :)

Aylardır her yerde Çağan Irmak ve son filmi Issız Adam konuşuluyor bildiğiniz üzere. Filmi beğenenenler olduğu gibi, vasat bulanlar, eleştirenler, kendini Alper’in ya da Ada’nın yerine koyanlar oldu. Bu arada bir arkadaşımız çıkıp şakayla karışık demiş ki ‘Herkes Issız Adam, hadi bir de Benjamin olun da görelim.’ Kolay mı Benjamin olmaya getirmiş lafı.. Yazıyı yeni fark ettim, ilginç geldi.. E, hadi bir de biz bakalım o zaman şu Benjamin Efendiye çıplak gözle.. Yarı şaka yarı ciddi..
Film, bir kere her şeyden önce Brad Pitt ve Cate Blanchett’in oyunculuğu üzerine kurulu.. Bir de görüntü olarak (atmosfer/kıyafetler/makyaj) o dönemin hakkını vermiş izleyicilere. Ayrıca 3 saate yakın bir zaman dilimi, bir film için oldukça uzundur, seyirci ister istemez filmden kopar ve konular da bu bağlamda dağılır.. Filmi izlediğinizde zaten diyorsunuz, gereksiz uzatılmış sahneler çıkarılmış olaydı film daha hoş olurmuş.
Bununla alakalı, filmi izledikten sonra arkadaşıma yorumunu soruyorum:

-Film nasıldı.

-Çok uzundu.

-Filmin kendisi nasıldı.

-Brad Pitt iyiydi. O yıllar güzel canlandırılmış.

-Başka?

-Kadın oyuncu da iyiydi.

-Sen bu filmden ne anladın?,

-E vakit geçti işte. Gerçi biraz sıkıldım, çok uzundu.. İlla bişey mi anlamam gerekiyor. Hem güldüm hem üzüldüm.

-Filmin en çok hoşuna giden sahnesi ne oldu?

-Kadının adama sevgisi.. Benjamin’in ölümü..
Film gerçeküstü bir yaşamı anlatan kısa öyküden alındığı için bu kadar dikkat çekici.. Hatırladım da, ben küçükken çok defa Süperman, Batman, Zagor, Thor, Demir Adam, Tommiks, hatta Red Kit olmuştum.. Issız Adam mı aradınız, alın size Red Kit.. Gölgesinden bile hızlı silah çekebilen, evinden uzakta bir yalnız kovboy.. (Gölgesine silah çekmesini de paranoya olarak değerlendirebilirsiniz. Aynı Issız’ın paranoyaları(!) gibi..) Bunların çizgi romanlarıyla büyüyen bir nesilden geliyorum ben, Benjamin’in hikayesi ve Benjamin olabilmek de bu açıdan pek tuhaf ve zor kaçmıyor yani bana. Kendimizi bulduğumuz gerçek karakterlere olduğu gibi, gerçeküstü karakterlere de kapımız açık yani ardına kadar.. Bilmiyorum hatırlar mısınız, bizim de bir Yüzbaşı Volkan’ımız vardı.. (Çizer Ali Recan) Savaş pilotu olmamış mıydık çoğumuz Volkan’ın öykülerinde.. Sonra çizgi filmlerimiz vardı bizim..
-Voltran Voltran Voltran
-Gölgelerin gücü adına, güç bende artık..
-Tiineyç mutınt ninja törtıls..
Neyse, filme dönelim.. Dikkat çekici, vurucu sahneler yok mu.. İlk cinsel deneyimi, ilk aşık oluşu güzeldi. Para ile neler yapılabileceğinin farkına varabilmesi.. Çocuğunu baba diye sevememesi… Sevdiği insanın kollarında bir bebek olarak ölmesi.. Aslında bir ironi var filmde.. Bir yaşamda nelerle karşılaşıldığı, bir hayatta neler olduğu, yaşandığı bittiği yani aslında etrafımızda her zaman yaşanan hayatları gösteriliyor.. Ama işler tersinden yürüdüğü için fark edemediğimiz ayrıntıları yakalıyoruz.. Olağandışılıkla çekiyor bizi film kendisine.. Esas dikkat çekici olan ise, erkek her yerde erkektir deniyor filmde..
Yaşlılıktan başlamak hayata, aslında çok güzel bir şey olurdu, eğer mümkünatı olsaydı.. Hayatı tersine yaşamak.. Öldüğünüzde kimse sizi yaşlı halinizle hatırlamayacak.. Yaşlılığınızda (belki de) bir başınıza kalmak zorunda olmayacaksınız.. Her şeyin bilincinde olacaksınız.. Kendinizi bir bebek gibi her şeyden habersiz değil de, haberdar olarak geleceksiniz dünyaya.. Yaşam olarak, güzel bir hayat olurdu kuşkusuz.. Ve bir orgazmla veda etmek yaşama.. Can Yücel’in şiiri gibi..
Peki Benjamin olmak çok mu zor.. Bu sözüme kızan, alınan olabilir, amacım kimse üzerinden benzetme yapmak değil.. Sadece çevrenize bakın.. Altmış yaşından sonra kendini daha gençliğinin baharında gören nice insanlarımız yok mu? Yani dünya zaten Benjamin’lerle dolu.. Uzakta aramayın.. Zor bir şey değil.. Kim bilebilir belki 30 yıl sonra bir Benjamin daha geçecek bu dünyadan..
Benim için filmde en can alıcı sahne filmin henüz başındaki geri işleyen saat.. Ve orada Bay Cake’in söylediği sözler: Onu böyle yaptım. Çünkü bu sayede savaşta kaybettiğimiz çocuklar kalkıp eve dönebilirler. Çiftçilik yapar, çalışır, çocuk sahibi olur, uzun bir hayat sürebilirler.Belki benim de oğlum eve dönebilir.

Herkesin hayali olan bir rüya, herkesin istediği bir dünya kuşkusuz.. Peki bu filmden ne öğrendik?
1- Kadınlarımız baş tacıdır.

2- Benjamin Button’un aslında o kadar da tuhaf bir öyküsü yokmuş.

3- Hayatı tersine yaşamak da güzeldir.

4- Aslında çevremizde Benjamin’ler Issız’lara oranla daha fazla.

5- Ben Red Kit’i özledim.
Sonuç olarak; Onun için madem ki gerçek üstü bir kahraman olacağız, o zaman ben Red Kit olmayı tercih ederim.. Ya da Çağan Irmak’la görüşmek lazım, şu Issız Adam’ın bir de gerçeküstü versiyonunu çeksin.. Gizli güçleri olsun Alper’in.. part-time kahramanlıklar yapsın.. Malum gerçekler acıtıyor, hayal ürünleri ise revaçta.. Dün olduğu gibi.. Bugünde.. Ve her daim öyle olmaya da devam edecek.. Gerçekler mi.. Hadi canım sende.. Gerçek kaç satıyor bu devirde..
Beklediğiniz gibi bir yazı olmadı mı? Ziyanı yok.. Benim için de beklediğim gibi bir film olmadı zaten.. Ne abartılacak kadar müthiş bir film, ne de Oscar heykelciğini Benjamin şeklinde! yapalım dedirtecek kadar tüm zaman filmlerinden.. Oyuncuları ve o günün atmosferini çok güzel yansıtan görüntüsüyle, gereğinden uzun ama fazla sıkılmadan izleyebileceğiniz bir film.. Oscar ödülleri açıklandığında da hiç şaşırmadım zaten.. Alabileceğinden de fazlasını aldı..
İyi seyirler..
-Lay lay lom.. Ben evinden uzakta yalnız bir kovboyum..

Bu yazıyı sevdiklerinle paylaşmak ister misin?
Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.